Değerli Okurlarım,
Başından beri demokrasinin, çağdaş değerlerin yanında olduğumuz ortadadır. Vaktiye TEMAD’ı da eleştirdiğimiz, kuvayimilliye.net’deki 20 Mayıs 2006 tarihli yazımı aşağıda tekrar sunuyorum.
Orhan Kaya
***
ORTADA BİR DEVLET VARKEN
Yazıma başlamadan önce, ülkemizi geçmiş yıllarda olduğu gibi kaosa sürükleyerek demokrasiyi kesintiye uğratmak temelinde, Danıştay 2’nci dairesine menfur saldırıyı düzenleyen Türkiye düşmanlarını şiddetle kınıyor, saldırıya katkı sağlayanları lanetliyorum.
Saldırı neticesinde görevi başında şehit düşen değerli hukuk insanımız Sayın Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’e Allah’tan rahmet kederli ailesine ve halkımıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Saldırıda yara alan değerli hukukçularımıza da acil şifalar diliyorum.
Saldırı, Sayın Vural Savaş’ın 20 Ekim 2005 ‘te duyurduğu ‘’Türkiye’de 6 ay içerisinde ABD destekli ihtilal olacak’’ söylemi doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Şemdinli olayları, Sauna Çetesi, Danıştay Baskını (1) bütün bunlar yükselen bir grafik halinde, doyum noktası ihtilal olan çizgide yoluna devam etmektedir. Dikkat ederseniz 21.yy.da, son aylarda halkın askerden çözüm umma beklentileri yoğunlaşmıştır.
Yabancılara tanınan özel haklar, yabancıların özel haklarla yetinmeyip yargıya müdahaleleri, kapitülasyonlar, toprak paylaşımı, değişime kapalı olmak vs. derken Osmanlı İmparatorluğu kendi kendini yedi-bitirdi. Ortada Osmanlı İmparatorluğu diye bir devlet kalmadı.
Osman oğulları her ne kadar Türk olsalar da kurmuş oldukları devlet Türklük üzerine yoğunlaşmamış, din-dil ayrımı yapmadan bütün insanları sistem içerisinde huzurla yaşatmıştı. Osmanlı’dan sonraki Ortadoğu’nun hali ortadadır.
Dünya üzerinde yaşanan değişimler neticesinde meydana gelen milliyetçilik akımları sabit fikirli Osmanlı’nın sonunu getirmiştir.
Üzerinde hür olarak yaşadığımız bu vatan toprağı, daha 9 yaşında iken babası ile cephede savaşlara katılmış, savaştan kaçan askerleri cepheye geri çevirmiş olan Nezahet Onbaşıların sayesinde kurtarılmıştır. Bu kahraman Türk çocuğu ne yazık ki devlet idarecilerimizin tıpkı bugünkü gibi laf kalabalıkları arasında hak ettiği ödülle de ödüllendirilmemiştir.
Nezahat Onbaşının son isteği olan ‘’tabutuna Türk Bayrağı sarılması’’bayrak kanunu engeldir diye gerekçe gösterilerek tabutuna Türk Bayrağı sarılmamış olmasına rağmen tarih Nezahat Onbaşıyı yazmıştır. Ve bir insan için en büyük ödül de tarihin sayfalarında şanla şerefle yer almaktır. Bizim için yaptıklarından dolayı Nezahat Onbaşı’ya teşekkür ediyor ve Allah’tan rahmet diliyorum.
Nezahat Onbaşı’ya ait yaşam hikâyesini aşağıda sunduğum kaynaktan okuyabilirsiniz (2).
Bugün de Nezahat Onbaşı’nın torunları olan Türk askeri Doğu ve Güney Doğu’da 1984 yılından beri canını ortaya koyarak vatan toprağını savunmaya devam etmektedir. Halen vatan uğruna şehitler vermekteyiz.
İstisnasız tüm halkımız ülkemizin savunmasında yerini almaktadır. Bir tarafta kapitalistlere karşı, yine kapitalistlerin silahları ile var olma mücadelesi verirken, içinde bulunduğumuz Osmanlı’nın son zamanlarına benzer oluşumlar, bizi bataklığın tabanına doğru çekerken, ülkemizde siyasi hayat çözümsüzlük ve kavga üzerine kurulu düzenini kesintisiz olarak devam ettirmektedir. Kaşlar çatık, laflar çok keskin.
Bu çözümsüzlük yaşlısı-genci, erkeği, kadını, kızı, her kesimden insanlarımızı ne yazık ki bunalıma itmekte, yarınlara güvensiz olmasına sebep olmaktadır.
Bir yanda yıllardan beri süregelen terör, diğer yanda dini simge olarak kullanılmak üzere uğrunda tarikatlar oluşturulan, takılış şekline göre inancı simgeleyen türban sorunu, âdeta ülkemizin ayaklarına takılmış olan prangaları olmuştur.
Gerçekten de türban; bir ülkenin demokratik yaşamını riske sokacak kadar önemli mi? Peki türbana izin verilse bu kesimlerin istekleri bitecek mi? Bunlara bakmak ve çözümleri ona göre oluşturmak gerekiyor.
Başbakanımızın eşinin türbanlı oluşu, üstüne üstlük Türk geleneği dışında bir örtünme tarzını ülkeye yayması, Taliban’ın dizinin dibinde oturan bir zihniyetin tecellisi olmaktan öteye gidemez.
Ülkemizde türban her geçen gün daha da taraftar bulmaktadır. Bu tarz giyinen ve ülkenin ekonomik yaşamından büyük pastalar alan şahsiyetler bir zamanların ‘’papatyaları’’na çok benziyorlar. Daha geçen gün arabamla giderken yeşil ışık, bana yol hakkı verdiği halde iken altında son model lüks jiple kırmızı ışıkta durmayan trafik canavarına dönmüş türbanlı bayan, aslında her şeyi özetlemektedir. Düzen türban adı altında dini ve maddi sömürü düzeni olmuştur. Bu da kapitalist düzenin başka bir versiyonudur.
***
Dünya değişirken, hatta dünya yeni bir döneme girerken hâlihazırdaki gündemler toplumumuzun gelişiminin önünü kesmektedir. Eğer bizler değişen dünya düzenine değişmemekle, değişimden uzak durmakla cevap vermeye devam edersek ne acıdır ki sonumuzu hazırlamış olacağız. Tıpkı bundan önceki 16 devlet gibi.
Sorunları iyi tahlil edip, toplumun her kesimini kapsayacak şekilde çözüme ulaşmak gerekmektedir. Çözümün en başında eğitim sistemine gereken önemin verilmesi gelmektedir. İyi bir eğitim sisteminden gelmiş olan nesillerin geleceği inşa etmede hiçbir zorlukla karşılaşmayacakları bir gerçektir…
Hemşirelerden 10 yıl sonra 2003 yılında yüksekokul düzeyine çıkartılarak assubayların eğitim seviyelerini neden düşük tutuklarını genelkurmay başkanlığına sormak gerekir? Eğitim seviyesi düşük olan assubaydan umulan fayda ne idi? Veya kendi çabaları ile eğitim seviyesini yükseltmek isteyen assubayların önüne yasaklar getirmekten umulan fayda ne idi? Veya assubayların öğrenime teşvik edilmemesinin gerekçeleri ne idi?
Bunları yazış sebebim çözümün askeri çözüm olmadığını belirtmek içindir.
Danıştay’a başsağlığına giden genelkurmay başkanımızdan yardım bekleyen, hazıra alışmış Anakara’nın göbeğindeki ve eğitim seviyeleri de ortanın üzerinde olan halkımızın, kendi sivil toplum örgütleri dururken askerden medet ummaları demokratik bir ülke için çok acı vericidir.
Türkiye Emekli Assubaylar Derneği (TEMAD) web sitesindeki gri rengi atarak kafasındaki engelleri de bir bakıma atmaya çalışmaktadır (3). İleriye dönük, fakat camiamız için çok geç kalınmış bir başlangıçtır. Öncelikle kendilerini (siteyi yenilemeleri) çalışmalarından dolayı kutluyorum.
TEMAD,17 Mayıs 2006 tarihli Danıştay Baskını ile ilgili yayınlamış olduğu basın bildirisinin son kısmında ‘’Biz emekli astsubaylar, mesleğe girdiğimiz gün bu vatan ve milletin huzur ve güvenliğinin sağlanması konusunda ettiğimiz yeminin hala geçerli olduğunu bu vatanın ve milletin düşmanı olan satılmışlara karşı olduğumuzu; bu güzel vatanımızın geleceğinin aydınlık olması için her şartlarda bizlere düşen göreve hazır olduğumuzu bir kere daha kamuoyumuza saygı ile duyurmak istiyoruz.’’ demektedir.
TEMAD, burada, göreve hazır olduğunu beyan etmektedir.
TEMAD şunu bilmelidir ki; kimse TEMAD’a görev vermez. TEMAD üyeleri muvazzaf asker olsalar kendilerine hak veririm. Derim ki ‘’komutan emir verecek’’ TEMAD’da onu yapacak. TEMAD harekete geçmediğinde başındaki komutanı suçlarım, derim ki “TEMAD aktif olmak istiyor ama ne yapalım, komutanı TEMAD’ı çağırıp şunu şunu yapacaksın’’ demiyor.
Benim bildiğim ‘’derneklere vazife dağıtan bir kurum’’ yoktur. O halde TEMAD vazifeyi kimden beklemektedir?
Görevler Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde, Nutuk’ta yazılı.
Saygıdeğer TEMAD yönetimi, sizler durumdan vazife çıkartacaksınız. Ülkemle ilgili çözümler ve fikirler üreteceksiniz. Sizler görev almanın ötesine fikirlerinizle geçemedikçe ne yazık ki ülkemiz hiçbir alanda dengeye ulaşamayacaktır.
Kadınlar üzerinde ülkemizde pek çok oyunlar oynanmaktadır. İşte türban meselesi bunun en büyük delilidir. Kız çocuklarının okula gönderilmemesi bunun en büyük delilidir. İnsanların ana dilini annesinden öğrendiği de bir gerçektir.
Bütün bunlar ortada iken kadın kollarını TEMAD Genel Merkezi’nden kovmakla ülkemize ve camiamıza en büyük kötülüğü ederek vazifenizi ne yazık ki doğru dürüst yapamadınız. Tarih bunu böyle yazacak.(Yazmaya başladı bile.)
Şimdi kalkmış vazife istiyorsunuz… Bu gidişatınız ile size kimse görev-mörev vermez. Boşuna görev beklemeyiniz…
Kenan EVREN’de kadınlar ve gençler kollarına karşı idi. Ülkemizin kadınlarının ve gençlerinin düştüğü durum ortada. Yoksa TEMAD’ın başkanı, Kenan EVREN mi?
Ülke halkı aç, açıkta ve sefil yaşarken, halk tarikatların elinde meze olurken Sanayi Bakanı Ali COŞKUN Bey 400 bin YTL’ye Mercedes S 500 L aldırtmış. 2001 model Mercedes 320 SEL’i kullanmaktan vaz geçmiş. İki elini havaya kaldırarak assubayların özlük haklarından sadece bir kaçını iyileştirecek olan yasaya 16 Mart 2006 genelkurmay müdahalesi sonucu red oyu veren Sayın Kemal UNAKITAN’ın konu hakkında ne düşündüğü merak konusudur (4).
‘’Küçük haksızlıklar daha büyüklerinin öncüleridir’’, diyerek yazımı TEMAD dergisinden bir haber ile bitirmek istiyorum:
Genel Kurmay başkanlığımız OYAK’ın eski bilgisayarlarını derneklere dağıttı, onda da yine ayrım yaptı. 65 şubesi olan TEMAD’a 25 bilgisayar, 32 şubesi olan TESUD’a 30 bilgisayar verdi (5).20.05.2006
Saygılarımla…
Orhan Kaya
Kaynak:
(1): http://www.milliyet.com.tr/2006/05/20/guncel/axgun01.html
(2): http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24017
(3): http://www.mef.gazi.edu.tr/mefeski/dergi/20-1/bolum8.doc
(4): Vatan Gazetesi,14 Mayıs 2006,s.1
(5): TEMAD, Ocak 2006,sayı 50, s.9
GRİ: Beyaz ve siyahın karışımından oluşan gri renk, beyazın saflığından ve temizliğinden uzak olup, kirlenmiş ve lekelenmiş bir renktir. Sisli, puslu, üzüntülü, hüzünlü, sıkıntılı duyguları ifade eder. Bu renk meraklı ve araştırıcı olmayan, kararsız ve temkinli kişiliğe uygundur.
|
Yorumlar |
Bu Habere Toplam 2 Yorum Eklenmiştir. |
|
|
|
|
İl Başkanımız |
|
|
Kıymetli meslektaşımız Mustafa TOSUN’un halka ve dolayısı ile ülkemize en iyi hizmet etmenin bir aracı olan siyasi yaşamı tercih etmesinden büyük onur duyduk.Kendisine ve ailesine en içten saygı ve hürmetlerimi sunuyorum… |
|
|
|
|
|
astsubaylar |
|
|
Manisa Merkezde 14 mayıs 2006 günü yapılan bir siyasi partinin il Kongresinde 1981 mezunu Mustafa TOSUN isimli bir Jandarma bir meslektaşımız il yönetimine seçilmiştir.Kendisini kutluyor ve siyasi mücadelesinde başarılar diliyoruz.Cep :0505 2923116 MESLEKTAŞIMIZI PARTİ GÖZETMEKSİZİN KUTLUYOR,GÜCÜMÜZÜ MECLİSTE GÖSTERMENİN ZAMANIDIR DİYORUM.TABİKİ ASSUBAYLAR MİLLETVEKİLİ SEÇİLEMEZ DİYE BİR KANUN ÇIKARMAZLARSA,ÇÜNKÜ ARTIK BU KAST SİSTEMİNİN RESMEN ASSUBAYLARA UYGULANDIĞI BELGELENDİ,HİÇBİR ÜLKEDE VE ÜLKEMİZDE ÜNİVERSİTE MEZUNLARINA 1nci DERECENİN DÖRDÜNCÜ KADEMESİNE İNEMEZ DİYE ENGEL KONULAMAZKEN, ASSUBAYLARA, RESMEN,ALENEN,AÇIK VE SEÇİK YASAK KONULUYOR,MAAŞLARDA DÜZENLEME YAPILIP, TÜM KAMU KU | |
