Geçmişte yaşanan ortak acılar, sevinçler, olaylar, savaşlar, birlikte mücadele edenleri birer ulus haline getirmiş.
Dogmalar, değişmez kurallar ile insanlar üzerinde etkili olan ilahi kitaplar dahi defalarca değişmiş olmasına rağmen ulus adlarının değişmediğini görmekteyiz.
Türkler, Araplar, Ruslar, Almanlar, Fransızlar, İngilizler birer ulusken, İspanyollarca işgal edilen Amerika elinden gelse tek ulus ilan edebilecek, kendisini.
Bu gün; Osmanlı egemenliğinden kurtulmak için başka dinden insanlarla ittifak etmiş olan bir Arap’a deseniz ki, Araplığından vaz geç, vaz geçer mi Araplığından? Bırakın vaz geçmeyi, namazda bile Türklerle aynı safta bulunmayan Arap, Araplaşanı da kabul etmez içine.
Fakat bilinçsiz Türkler öyle mi?
Hızla Araplaşma yolunda ilerliyor, benliğini hiçe sayarak. Tüm bunlar cehaletten kaynaklı.
Cehalet tek taraflı değildir.
Cahil bırakmak için, insanları bir cariye, bir köle gibi kullanmak için, feodal yaşam tarzıyla büyümüş, okumuş kişiler, devlette görev aldıktan sonra yarattıkları faşizan tutumları sayesinde oldu tüm bunlar, Türkiye’de.
Çok acı bir örnek vereceğim sizlere;
Öğrenimi yasaklanan Assubaylar,
Çoğu yoksul aile çocukları olan assubaylar, çocukluğundan itibaren, eli iş tutmaya başladığında hayatın acı gerçekleriyle karşılaşmışlardır.
Küçük yaşlarda tarlada, sapanda, dükkânda, sanayide, artık babası ne iş yapıyorsa orada ona yardım etmişlerdir. İş arasında okumuş, devletin açmış olduğu sınavlardan bir şekilde haberdar olmuş, binlerce çocuk arasından sınav kazanmış ve astsubay hazırlama okuluna girerek astsubay çavuş rütbesiyle mezun olup Mehmetçiği sevk ve idare etmeye başlamışlardır, 18, bilemedin 19 yaşlarında.
Bu genç çocuklar, lise düzeyinde olan Astsubay Hazırlama Okullarında ne yazık ki Devlet eliyle, üniversite sınavlarına sokulmamış ve taze beyinlerden astsubay olması istenmiştir.
Üniversite yasağı zulmü, astsubay olunca bitmiş mi?
Elbette hayır.
Bir ücrete kavuşarak ailesinden destek görmeden yaşam sürmeye başlayan assubayların üzerinde, eğitim engeli devam etmiş.
Köy enstitülerinin kapatılması ne denli zarar vermişse ülkeye, astsubayların öğrenimini yasaklamak da o denli zarar vermiştir.
Yasakçı faşizan kaynak hep aynıdır. Bu kaynak, Devlete hâkim olan bencil, menfaatçi, feodaliteden yana olan otoriteden başkası değildir.
***
Çağdaş bir eğitimdir, bilinçlenmedir, cehaleti ortadan kaldıracak şey.
Günümüzde cehalet, adeta hortlamış halde.
Devlette yıllarca görev yapmış ancak cehaleti cahilce savunan, dogmalarla büyümüş Atatürk düşmanlarını görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Ki bunlar makam için, menfaati için her şeyi yapabilecek kişiler.
Saf cahil insan saftır, aldanması, aldatılması, dolduruşa getirilmesi kolaydır. Bir şeye inandıktan sonra dönüş yapması da güçtür. Çünkü söz namustur, dinden çıkmak gibi bir şeydir, onun için. Ve o sürekli kıskaçtadır. Bir de akıllı cahiller vardır ki, işte onlar cambazdan farksızdır.
Ülkeyi cehalet bataklığına sokanlar, cehalet içinde bulunan insanlar üzerinden her türlü nemalanır, hele bir de demokrasi elindeyse.
Bu gün Türkiye hızla cehalet bataklığına doğru ilerlemektedir.
Milli bilinci gün geçtikçe zayıflatılmaktadır.
Milli Bayramlar milli bilinci, tarihi hatırlatan önemli günlerdir.
Milli Bayramlar ancak ve ancak bağımsız, halkı bilinçli, güçlü ülkelerde özgürce kutlanır.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında her bayram bir kulp bulunarak ya devlet erkânınca törenlere iştirak edilmemiş, ya da iptal edilmiştir.
Bu yıl da öyle oldu.
Kutlu Doğum diye bir hafta icat edenler, kutlamalarından vaz geçmezken, bir milletin tarihinde önemli yeri olan 23 Nisan etkinlikleri, terörle mücadele adı altında iptal edildi.
Bu bir gerekçe olamaz!
Bir ülkenin bayrağı neyse, milli günü de aynı değerdedir!
Ha bayrağını indirmişsiniz, ha da milli bayramına ait etkinlikleri iptal etmişsiniz, her ikisi de aynı şeydir.
Sosyal medyada bir kare vardı. Çocuk hastanesi bahçesinde çocuklar 23 Nisan’ı kutlarken, dinciler okul duvarı dışında, onlara karşı namaza durmuşlar. Belli ki onların kanını emen, Enar Vakfındaki tacavüzlere sessiz kalan faşist göndermiş onları, oraya. Bu kadar gericilik, niye?

(İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde çekilen 23 Nisan (2016) fotoğrafı. Kaynak: Karikateiks / Haber Sol )
Türk milleti; ülkeyi cehalet bataklığına sokan ve de bu yolda devam eden gericilere asla geçit vermemelidir, Arapça deyimiyle, onlara, Ensar (yardımcı) olmamalıdır.
