Milletvekili sayın Murat Bakan’ın mecliste okuduğu ,
Bir Assubay arkadaşımızın kızına yazdığı mektup gerek
Türkiye, gerekse Astsubaylar içinde buruk bir gündem yarattı,
Yazılanlar,
Hepimizin yaşadığı, bize yaşatılan, reva görülen hayatın ailemize, çocuklarımıza olan yansımalarıydı,
Hepimizin boğazında kelimelerin düğümlenip çocuklarımıza anlatmaktan,
Daha doğrusu bir türlü anlatamadığımız gasp ve haksızlıklar zinciri, hangimizin yüreğini yaralamadı ki.
İste o yaralar, bir babanın, bir Assubay’ın yüreğini öyle dağlamış,
Öyle çaresiz bırakmış ki,
Çaresizliğini kızına mektupla anlatıyor,
Özür diliyor kızından,
Ona yaşattığı her şeyden özür diliyor,
Özür dileme Assubay kardeşim!
Sen özür dileyecek hiç bir şey yapmadın.
Sen onurun ve gururumla bu ülkenin en asil, en zor görevini yaptın.
Edirne’den Kars’a , Sinop’dan Hatay’a her karış toprağına alın terini, gerektiğinde de kanını akıttın.
Vatanın aydınlık yüzü, korkusuz özgürlük neferliğini yaptın,
Bayrak sana emanetti, onu hep gönderde dalgalanırdın,
Yıllarca memleketini,
Aylarca eşini,
Haftalarca çocuklarını göremedin.
Annen baban yüzüne, gülüşüne hasret kaldı,
Ne bir evin ne bir ocağın oldu çoğu zaman,
Bazen kolunu bazen bacaklarını bıraktın mayın tarlalarında,
Bazen de kahpe bir kurşun canını aldı kopardı sevdiklerinden,
Hiç eksik olmadı cenazen camilerden,
Bir, o zaman, iki kelimelik haber oldun gazetelerde,
Ahlar vahlarla unutulup gittin,
Ne paşalar, ne bakanlar ne başbakan anlamadı seni,
Sesini, sessiz çığlığını, bir an olsun duymadılar,
Forslu siyah arabalarıyla makamlarına geri dönerlerken.
Sen Özür Dileme Arkadaşım,
Bırak bir özür varsa, o, onların boynunda kalsın,
O özürü bile anlamayanlar, utansın.
Varsın
Görmesin, Anlamasın Onlar.
Sen Sarıl Kızına Gururla , Şefkatle
Sırmalı Ay-Yıldız Gibi
Gururun ve Onurunla …

