ŞEKER FABRİKALARIMIZ SATILIYOR
Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

ŞEKER FABRİKALARIMIZ SATILIYOR

Cumhuriyetimizin Kurucusu, muhterem insan, büyük devrimci Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Çankaya’daki akşam yemeği sonrası sohbetinde: “Kalkınma Köyden başlar, Anadolu köylüsünü kalkındırmak zorundayız İsmet!” diye başlayan sözleri ne kadar ileri ve aydınlık Ulusal hedeflerimizden olmuşsa; son on beş yılda uygulananlar da, tarihimize Anadolu köylüsünü yoksullaştıran, Ülkemiz kalkınmasını karartan, geri ve karanlık girişimler olarak kaydedileceğini düşünüyorum.

Cumhuriyetimizle birlikte Anadolu’muzun her tarafında inşa edilen fabrika, entegre tesisi ve sanayi işletmelerinde, kasaba ve köylerimizde yetişen ürünlerin işlendiğini hepimiz biliyoruz, Şeker fabrikalarımız, Sümer fabrikalarımız, Et ve Balık Kurumu İşletmelerimiz ve daha nicelerinde: Hepsi, köylerimizin ve çiftçilerimizin alın teri ve emeklerini değerlendiren Ulusal sanayi kuruluşlarıydı. Köylülerimizin tarlalarında yetiştirilen ürünler, dağlarında yaylalarından beslenen yerli ırk hayvanlarımız ve bunların eti, sütü, yünü, vd. ürünleri, Devletimiz tarafından satın alınır, bu Ulusal Sanayi kuruluşlarımızda işlenerek, iç ve dış pazarlara sunulurdu. Bu İşletmeler aynı zamanda, Bölge halkı için önemli bir istihdam kaynaklarıydı. Halkımızın geçim koşullarına, sağlıklı ve mutlu yaşamasına katkıda bulunan çok önemli değerlerimizdi. Bu İşletmelerimiz sayesinde Kayseri şekeri, Beykoz Kundurası, Sümer basması markalarımız olmuştu. Anadolu halkı daha mutlu, köylerimiz daha şendi. Buralarda üretilen ürünleri kullanmamız gerektiğine dair Ulusal duygularımız gelişir, bu işletmelerde üretilen, yetiştirilen ürün ve mallara ” yerli malı ” derdik. Hatta; yurt sathında, ” Yerli Malları Haftası ” etkinlikleri yapardık, gençliğimizin Ulusalcı olması için Devletimiz bu İşletmelere her zaman sahiplenir, yıllık bütçeden bu işletmelerin modernizasyonuna kaynak aktarırdı. İşletmelerimizin önünden her geçtiğimizde ne kadar da gururlanır, içimizdeki duygularımızı şahlandırır, göğsümüzü kabartırdık. “Yerli malı, yurdun malı” diye türküler yakardık. Ata’mıza, Ana ve babalarımıza olan saygımız ve heyecanımız kat kat taçlanırdı.

Ne oldu, neler değişti. “Yerli malı, yurdun malı, Herkes onu kullanmalı” derken on beş yılda neler oldu, hepsi birer birer yok olup gidiyor. Değişen işte buydu: Sümer fabrikalarımız, Kundura fabrikalarımız, Et-Balık Kombinaları, Tekel İşletmeleri ve sayıları iki bine ulaşan Cumhuriyetimizin Ulusal sermayesiyle kurulan Devlet işletmeleri satılıyordu. Birer-birer, üçer-beşer derken son olarak elimizde kalanlardan 14 Şeker Fabrikası da satışa çıkarıldı.

Bu İşletmelerimizin satılmasına şüphesiz ki; hepimiz üzülüyoruz. Bize bırakılanlarla gururlanan bizler, yarınlarımızı sattıklarımızla mı onurlandıracağız?

ANADOLU’M

Güzel yurdum benim,
Neresine baksam toprağının,
Gözlerim buğulanır hemen,
Dağlarında dolaştığım gençliğim gelir aklıma.

Elleri çatlak, ayakları nasırlı,
Benizleri soluk ve kırışık,
Gözleri ise, çakmak, çakmak sevgi saçan, 
Sırtları ıslak ve onların Mehmet’leri gelir aklıma.

Ne Milli, ne de gayri Milli bilmem ben,
Yüzüm sen, bedenim sen, Anadolu’yum ben,
Yurdum, Vatanım, Ülkem deyince ben, 
Bedenimin ayrılmayacağı Türkiye’m gelir aklıma.

Aşım, ekmeğim, açlığım ve tokluğum,
Kültürüm, medeniyetim insanlık hazinem, 
Güzel yurdum benim, Anadolu’m, 
Sevgilim, canım benim dediğimde, 
Özgür ve bağımsız yaşayan Ulusum gelir aklıma.

İ.Yılmaz / K.yaka – Ocak 2018

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir