Siyasallaşan devlet kadroları ve kamu hizmeti
Genel

Siyasallaşan devlet kadroları ve kamu hizmeti

Seçmen kitlesinin oylarını almaya yönelik politik söylemler geliştiren siyasi partiler başa geldiğinde icabında muhalefete rağmen, seçim meydanlarında vermiş olduğu politik sözleri gerçekleştirir.

Partiler öncelikle temsil ettikleri toplum kesimine yönelik politik icraatlar gerçekleştirirken, Devlet kadroları ise ülke vatandaşlarının tamamına “kamu hizmeti” sunmak için vardır.

Kamu hizmetinin rengi, politik görüşü olamaz.

Kamu hizmeti sunan kişiler,

Tercihleri doğrultusunda, toplumun tamamına kanunlar doğrultusunda eşit muamele göstermek, sadakatle çalışmak üzere kamuda yer alan kişilerdir. En azından işe öyle başlamışlardır.

Bu kişiler siyasallaşmamalı, bir politikacı gibi davranmamalıdırlar.

Siyasi partilerin birer propagandacısı haline gelmemelidirler.

Parti liderleri de devlette çalışan bunlardan politika beklememeli, mitinglerinde görev vermemeli, onları politik beklentiler içerisine sokmamalıdırlar.

Devlette kamu hizmeti veren kişiler; tavır ve davranışlarıyla, uygulamalarıyla bir partinin siyasetine yakın olduğunu hissettirmemelidirler.

İşlerini yapmalıdırlar, sadece işlerini…

Fakat Türkiye gibi her geçen gün özgürlüklerden yoksun yaşam süren ülkelerde siyaset her yere girmiş halde.

Liyakat değil de cehalet üzerine siyaset olunca, işin kolayına kaçılıp siyasi ikbal beklentisi içerisinde olanlar; okulda, orduda, belediyede, adliyede, hükümet binalarında, köy yönetimlerinde oturdukları yerden kazanç peşine düşmemeli, kamu işlerini yürütmek için taşın altına ellerini koymalıdırlar.

Ak Parti’nin politikaları yoluyla, kamu kesiminde çalışanlar çoğunlukla, politikacı olmuş halde.

Ne güzel iş, iş yapma, iş yaptırmaya kalkanı yakın olduğun politikacı ile tehdit et, aybaşında bankamatikten maaşını al.

Normal yaşamdan, sinema filminden, bir tiyatrodan, müzikten, resimden, teknolojiden, eğitimden, okunan bir romandan, tarihten konuşanı bulmak güç. Ve ümmet yolunda ilerletilen Türk insanı kültür düzeyi düştükçe bilinçsizce politikacının oyununa gelmekte.

Bir siyasi parti devletin bir veya birkaç kurumunu eleştirirken veya ona savaş açarken – Ergenekon ve Balyoz’da bunu gördük-, devletin o kadrolarda bulunanlar siyasetten uzak olarak, kanunla kendilerine tanımlanmış olan işlerini yapmalıdırlar. Fakat Ak Parti ile birlikte devlet kurumlarında çalışanlarda gün geçtikçe artan bir şekilde siyasallaşma, partizanca davranışlar sergilenmekte, işyeri huzurunu, iş verimini düşürücü, siyasi parti elemanı gibi tavır ve davranışların artmakta olduğu kamuoyuna yansımakta.

Bir siyasi simge olan türbanın, Laik Devlet’in kurumlarında yerini almasıyla kamu kurumlarında kimi politikacı memurların önünün açılmış olduğu anlaşılmakta. Konuştuklarında vatandan, milletten, dinden, haktan, ölümden sonraki dünyadan bahsederler, fakat onlara iş vermek, verimli çalışma istemek, siyasetçi ile yüzleşmek demek, diyor bir okuyucum.

Anlaşılan o ki, eğer böyle giderse devlet idaresinde çalıştıracak vasıflı, bilgili, sorgulayan, araştıran, devleti zarara uğratmadan bilinçli çalışan bulmak olanaksızlaşacak gibi görünüyor.

657 sayılı Devlet memurları Kanunu maddelerinden bazıları şöyle:

Sadakat:

Madde 6 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/1 md.)

Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar.Devlet memurları bu hususu “Asli Devlet Memurluğuna” atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki “Yemin Belgesi”ni imzalayarak göreve başlarlar.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim

Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık;

Madde 7 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/2 md.)

Devlet memurları siyasî partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasî parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasî ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.

Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler. 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir