Skandal! Hakim Asteğmen’den Astsubaya halı saha cezası
Önce Kültür Arşiv

Skandal! Hakim Asteğmen’den Astsubaya halı saha cezası

Skandal! Hakim Asteğmen’den Astsubaya halı saha cezası
Skandal! Hakim Asteğmen’den Astsubaya halı saha cezası

Deniz Kuvvetleri Donanma Askeri Mahkemesi’nde görevli Askeri Hakim Asteğmen XX , Gölcük Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görevli Sağlık Teknisyen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Yalçın’ı halı saha maçında yaşanan tartışmadan dolayı tutuklattı. Üste saygısızlık gerekçesiyle 15 Mayıs 2012’de Nöbetçi Mahkeme tarafından tutuklanıp ceza evine konan ve tutuklu olarak yargılanmasına karar verilen astsubayın geçirdiği ağır psikolojik bunalım nedeniyle kalbi sıkıştı ve Gölcük Askeri Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

Sağlam kaynaklardan edinilen bilgiye göre, halı saha maç cezası skandalı, 8 Mayıs 2012 tarihinde mesai saati sonrasında saat 20:30’da Poyraz Limanında yer alan halı sahada futbol maçı sırasında yaşandı. Gölcük Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görevli Sağlık Teknisyen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Yalçın, kimliğini ve rütbesini sonradan öğrendiği Donanma Askeri Mahkemesi’nde görevli Askeri Hakim Asteğmen XX ile tartıştı. 1988 mezunu, 24 yıllık Astsubay Yalçın, kimliğini öğrenmesini müteakip Hakim Asteğmenden özür diledi ve bir müddet daha maça devam ettiler. Bir süre sonra Askeri Hakim Asteğmen, Nöbetçi Askeri Savcı’yı olay yeri olan halı sahaya çağırdı. Olay yerine intikal eden Donanma Askeri Mahkemesi Nöbetçi Savcısı tanıkları dinledi ve Gölcük Deniz Merkez Komutanlığı tarafından tanıkların ifadesi alındı.

Sağlık Teknisyen Astsubay Kıdemli Başçavuş Yalçın, 15 Mayıs 2012’de saat 15.30’da Donanma Askeri Mahkemesi tarafından telefonla mahkemeye çağrıldı ve üste saygısızlık suçlaması ile Nöbetçi Mahkeme tarafından tutuklu olarak yargılanmasına karar verildi. Astsubay Kıdemli Başçavuş Yalçın, Askeri Cezaevi Personel’ine 15 Mayıs 2012’de saat 22:00’de teslim edildi. Gölcük Askeri Hastanesi’nde yapılan darb cebir muayenesi esnasında göğüs ağrısı şikayeti görülen Astsubay Yalçın, Kardiyoloji Servisi’nde yoğun bakıma alındı. Halihazırda Astsubay Kıdemli Başçavuş Yalçın’ın tedavisine Gölcük Askeri Hastanesi’nde devam ediliyor.

Bir süredir sosyal medya üzerinden haklarını savunan astsubayların tepkisine yönelik Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir dille muhtıra niteliğinde bir cevap vermişti. Muazzaf ve emekli Astsubaylar, Twitter ve Facebok vasıtasıyla, meslek hayatında uğradıkları haksızllıklara karşı başlattıkları mücadeleyi aralıksız sürdürüyor. Her akşam 10 bin ile 15 bin arası Astsubay, gazetecilere, Televizyon program yapımcılarına, aydınlara, sanatçılara twit atarak Astsubayların sorunlarını dile getiriyor ve destek olunmasını istiyorlar. Bugüne kadar gazeteciler Umur Talu, Balçiçek Pamir, Akademisyen gazeteciler Emre Uslu, Ümit Özdağ, Metin Uca ve Sinema Sanatçısı Erdal Özyağcılar, astsubayların umutsuz çığlığını duydu ve makaleleriyle yazılı destek verdi.

FLAŞ…. FLAŞ…. FLAŞ…. FLAŞ….

KİMLİĞİNİ BİLMEDİĞİ HAKİM ASTEĞMENLE YAŞADIĞI BASİT BİR HALI SAHA TARTIŞMASI SEBEBİYLE TUTUKLANAN ASTSUBAY KD.BÇVŞ. ÖMER YALÇIN’IN AVUKAT EŞİ NERMİN YALÇIN TUTUKLAMAYA İTİRAZ ETTİ.ŞU ANDA ÜST MAHKEME TUTUKLAMAYI İPTAL ETTİ.
ÖMER’İN EŞİ AVUKAT OLMASAYDI NE OLURDU?

NOT: Gazeteci ve Yazar Emru Uslu, sanki olacaklar kendisine daha önce malum olmuş gibi 5 mayısta blogunda olaydan üç gün önce bu konuyu işledi. Olay 8 Mayıs’ta olmasa Uslu’nun haberi varda öyle yazdı diyecektim ama olay makaleden 3 gün önce olmuş. 13 gün önce 5 Mayıs’ta blogunda “Astsubaylar: üvey evlat muamelesi yapmayın yeter” başlıklı bir makale kaleme alan Gazeteci Akademisyen Yazar Doç. Dr. Emre Uslu, Taraf gazetesinde de yayınlanan köşe yazısında şunları yazmıştı:

Astsubaylar: üvey evlat muamelesi

Bu yazıyı yazmak için yazı günüm Çarşamba’yı bekleyemedim. Zira Türkiye’de gündemin ne olacağı belli olmaz. Gündem kayarsa astsubayların çığlığına ses veremeyebilirim endişesine kapıldım. Astsubayların haklı çığlığına bir nefes destek veremem kaygısıyla blogumdan yazmayı düşündüm.

Çok yakın arkadaşlarım olduğu için bilirim Astsubayların çilesini. Aslında her meslekte vardır böyle çileli bir grup. Emniyetin çilesini de polis memurları çeker. Ama astsubayların durumu polis memurlarından biraz daha farklıdır.

Astsubaylar aslında ordu denilen makinanın hem çarkları hem de o çarkların dönmesini mümkün kılan gres yağı işlevi görür. Asker ile subay arasında, halk ile ordu arasında, mağdur ile fail arasında bir tampondur astsubay. Bütün emirleri onlar uygular bütün cezalar da onlara yüklenir.

Hatırlayın Adi Başbakan parolasının altında üst düzey subayların imzası olmasına rağmen kabak bir astsubayın başına patladı ve subaylar bir astsubay kurban verilerek kurtarıldı.

Ordudaki acımasız terfi yarışında astsubaylar omuzlarına basılacak ilk ve en önemli sınıftır ordu içinde. Terfi çarklarının merdiven taşı olarak da kullanılırlar, terör kurşunlarına sütrede yapılırlar. General karısının hıncı da astsubaydan çıkar, psikopat erin çıngarı da onun başına patlar. Kısaca astsubaylar hem ordunun mekanizmalarının işlemesi için olmazsa olmazlar hem de tüm çile ve kederin sırtlarına sarıldığı bir dert küpüdür.

Askere babalık yapmak da kabalık yapmak da onlara verilmiş bir görevdir. Babalık yapınca subay kazanır, kabalık yapınca da subay kazanır.

Emniyet jargonunda ”müdür eğlendirmek” diye bir deyim vardır. Özellikle sosyal faaliyetler için kullanılır. Emniyette ast devrelerle müdürler futbol maçı yaparken müdürler hep ilerde olur ve onlara golleri sen at müdürüm derler. Hele de maçlarda hırslı bir müdür varsa bazen karşı takımda olan astlar bile müdürün gol atmasına izin verirler ki maçın tadı kaçmasın. Müdürün oynadığı takım oyuncuların tek görevi vardır müdüre gol attırmak için bütün şaklabanlıkları yapmak. Bu oyuna emniyetçiler futbol demez ”müdür eğlendirme” derler.

Astsubay takımı orduda tam da bu iş için değerlendirilirler. Bütün paslar subaylara atılır bütün cezalar astsubaylara kesilir.

Hiyerarşi mesleğinde buraya kadar olanlar kısmen anlaşılabilir. Zaten astsubaylar da bunu bilerek girerler o mesleğe. Ancak bütün bunların olması astsubayların insan yerine konulmasına engel değildir. Sanırım Emniyette polis memurları ile askeriyede astsubayları ayıran en önemli fark da budur. Mesai bitince polis memurları amirlerle arkadaş olurlar. Bırakın grup amiri komiseri şube müdürleri ile bile memurlar çok rahat iletişime geçer dertlerini anlatırlar. Emniyette şube müdürleri kendi memurunu korumak için azami gayret gösterir. Bunun karşılığını da fedakarca çalışma olarak alırlar. Kuşkusuz kasıntı, kendini beğenmiş, ne oldum delisi, omuzundaki yıldızı Mars Venüs sanan kendini de kutup yıldızı gibi gören emniyet müdürleri amirleri de var ama emniyette bunlar istisna.
Oysa bir astsubayın iki üstüne gidip dert anlatması o kadar kolay değildir. Örneğin emniyette il müdürleriyle hatta emniyet genel müdürüyle polis memurunun aynı saha içinde futbol oynaması hiç yadırganmaz. Askeriye de bu durum tam tersidir. İstisnalar hariç bırakın alay komutanıyla aynı sahada futbol oynamayı, astsubaylar o sahada top toplayıcı bile olamazlar.

Astsubayların çığlığına genelkurmay bir muhtıra vererek cevap verdi. Özellikle Emekli Astsubaylar derneğinin açıklamasını hedef alıyor Genelkurmay başkanlığı açıklaması. Öncelikle bir sivil toplum kuruluşunu, velev ki bu Emekli Astsubaylar Derneği olsun, Genelkurmay başkanlığının hedefe koyması bir demokraside kabul edilebilir bir durum değildir.

Dahası Astsubayların istekleri tamamen demokratik platformda ve meşru taleplerdir. Bunlardan Genelkurmay başkanlığı neden rahatsız oluyor onu da anlamış değilim. Meşru taleplerini tehdit ile bastırma devri çoktan geçti sayın generaller.

Aslında çok şey de istemiyorlar astsubaylar. Sadece üvey evlat muamelesi istemiyorlar. Genelkurmayın son açıklamasındaki dili ve üslubu astsubayların bu taleplerinde ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Hem de kendi meslektaşlarından, terfi süreçlerinde omuzlarına basarak çıkan subaylardan bekliyorlar bunları. Bunu çok görmemek gerekiyor.

Subay cenazesi Kocatepe camiinden kalkarken astsubay cenazesinin Hacı Bayram’dan kalktığı, ölümde bile ayrımcılığa tabi tutulan insanların ”bizi üvey evlat yerine koymayın, koşullarımızı düzeltin” çığlığı benim için çok anlamlı. İnsanlık onuru yerde kalmayacaksa astsubayların, bize karşı ayrımcılığı sonlandırın, bizi insan yerine koyun, özlük haklarımızı iyileştirin talepleri meşrudur, vicdanı olan herkes de bu talepleri destekler.

Tam da bu nedenle herkes astsubayların sesini duymalı…

18.5.2012

Faruk Arslan

Kaynak:

http://www.farukarslan.com/?p=4618

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir