Tanrı, Dünya Düzeni ve Zar!
Önce Kültür Arşiv

Tanrı, Dünya Düzeni ve Zar!

Tanrı, Dünya Düzeni ve Zar!
Tanrı, Dünya Düzeni ve Zar!

Evren denen sonsuzlukta, tabiatta elbet bir düzen var ve idare, yaratıcısı olan Tanrı’nın hâkimiyetinde olarak devam edegelmekte. Yaratığı her şey O’nun kurallarına tabi. Bunun farkında olan bilim insanı Einstein, Tanrı’nın hâkimiyetini anlatmak için güzel bir söz söylemiş, “Tanrı zar atmaz”.

Buradan hareketle, Tayfun Er de, içinde bulunduğumuz dünyanın düzenleyicileri için “Bu düzen de, bu oligarşi de zar atmaz”, diyor “Türkiye’de İktidar Doğanlar” adlı eserinde.

Yaşamakta olduğumuz dünya düzeni, kimi insan için nimetler sunarken, kimisine de yoksulluk, yoksunluk içinde mücadele ve tahakkümler sunmakta.

Yoksul, dolayısıyla yoksun, haksızlık içinde yaşam mücadelesi veren insan; idare edilenlerce kendilerine sunulanla yetinmek zorunda bırakılmakta. Kısır bir döngü içinde çıkmazlar içinden çıkmaya çalışan yoksul, yoksun ve haksızlığa uğrayan insan, hayatına yön vermek için etkin olma yollarını her geçen gün yitirmekte. Yoksul, yoksun ve haksızlığa uğrayan insan, bir çıkış yakaladığında, düzeni idare edenlerin içlerine soktuğu adamları yoluyla, kontrol ele alınarak, hâkimiyet sağlanıp, nimetler büyük düzenin okyanusuna akıtılmaya devam edilmekte.

Düzen içinde savrulan, farkında olmadan düzenin okyanusuna akan küçük dereler, ırmaklar kendi vadilerinde süren kısa mesafeli hırçınlıklarını, özgürlüklerini, tıpkı kendine benzer derelerle birleştirerek kendi okyanuslarında buluşmadığı müddetçe de bu düzen sonsuza dek böyle devam eder, gider…

Düzenin hâkimiyeti, oluşturduğu organizasyonun büyüklüğünden, sağlamlığından kaynaklı.

Bugün, Irak’ta, Afganistan’da, Arap Baharı’nın yaşandığı Arap ülkelerinde, hâkimiyet kurmuş olan düzenin içinde yaşayan farklı ırmaklar kendileriyle savaşmakta, kısa mesafeli özgür hareketlerini özgürlük sanmakta ve dolayısıyla yine kazanan düzeni idare edenler olmakta.

Cihan Devleti Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte kurtuluş mücadelesi veren ırmaklar olan değişik cemiyetler birleşerek aktıkları büyük okyanusunu oluşturmasaydı veya sessiz, tepkisiz, vurdumduymaz davransaydı; dünyayı yöneten düzen, hâkimiyetini sağlamış ve bağımsız bir Türkiye’den söz edilemeyecekti.

Düzenden memnun olmayanların en büyük özelliği, düzene karşı oluşturdukları duyarlılıktan kaynaklı,  refleksleridir. Eğer refleks yoksa ya duyular özelliğini yitirmiş veya düzen ile işbirliği hali mevcuttur.

Olan biteni, düzeni fark etmek, onu iyi okumak ve yorumlayarak onun önüne geçmek, düzenin kültürlü mağdurlarına düşmekte.

Bu anlamda, “Birlik beraberlik; ölümden başka her şeyi yener”, diyen  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kültüre ait tanımıyla yazımızı bitirelim: “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.. Kültür: Okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı eğitmektir.”

Orhan Kaya

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir