Tarikatlar elinde geleceği belirsizleşme yolunda ilerleyen Türkler ve Türkiye
Adalet & Hukuk - Orhan KAYA - Siyaset & Strateji - Toplum

Tarikatlar elinde geleceği belirsizleşme yolunda ilerleyen Türkler ve Türkiye

Tarikatların yaşama bakışı her dinde hemen hemen aydı.

Üst din altına, üst dinin kaynağını sözde yüceltip, o inancı yayıyormuş gibi yaparak şeyhin hükümran olduğu bir düzen, tarikat.

İnsan ve para…

Kutsal amaçları için hesapsız, kayıtsız toplanan gelirler ile ekonomik ve siyasal güç elde etmek ilk hedefleri. Havuzda toplanan paralarla öncelikle müritlerine yönelik ihtiyaçları karşılamak için tekeller, markalar yaratmak…

Ve artan ekonomik güç ile birlikte, ülkede siyasi ve ekonomik güç merkezi olma yolunda her geçen gün hamleler yapan şeyh, sayıları artan müritlerinin kendisine bağlı çocuklarını el altından sinsice devlet sistemine sokarak, devlet gücünü ele geçirerek hükümranlığını tüm topluma yayma isteği. Böyle bir hedefi olmaksızın sadece tasavvufi çalışan tarikat kurmak, müritleri bir arada tutmaya yetmez görünüyor.

Siyaseten ve ekonomik olarak meydana getirilen güç ve bu gücün altında yer alarak kendini gerçekleştirmek. İnsanları bir tarikata yönlendiren, çekici kılan şey bu olsa.

Bu hedefe ulaşmak için yabancılarla işbirliği dâhil, her türlü yol, her türlü ittifak mubah. Tabi yabancılarca da, ilgilenilmeye değer işler yapmak gerekli.

Belli bir seviyeye ulaşıldıktan sonra; kendi inandığına göre diğer insanlar üzerinde tahakküm uygulamak, gerektiğinde inanç değerleri esaslı olarak, onlara katılmayanlara savaş açmak. Son hamle zorbalık içeren savaş ve kan…

Bu savaş tarih kitaplarında olan, askeri ile cephede, omuz omuza, milleti için savaş veren komutanların, askerlerin, cemiyet liderlerinin savaşına da benzemez.

Tarikat savaşlarında hiçbir tarikat lideri, cemaatinin içinde, onunla omur omuza, hatta sahada en önde bulunarak diğer tarikatçılara bir savaş vermezler. Şeyhler daima geride durur, çünkü o kutsaldır. Müritleri onun için can verir, sözde, cennete girer.

Bu tür savaş sistemi müritlerce de kutsal sayılmış olsa gerek ki, hiçbir cemaat mensubu da kalkıp, “niye liderimiz başımızda değil”, demezler, diyemezler, buna cüret dahi edemezler.

Dünyanın en çirkin savaşlarıdır, bir üst din altında değişik yöntemlerle gruplaşmış olan tarikatların savaşları.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte şeyhler, tarikatlar, tekke ve zaviyelerden kurtulmaya çalışmış olan Türkiye’de yaşayan Türkler, ne acıdır ki 21’inci yüzyılda bir tarikatın devlet kurumlarının “can damarlarında” dolaşarak, hilafet devleti ilan etmek amaçlı gerçeği ile yüz yüze kaldı.

Bir önceki şeyhten kalma, onun izinde olarak, kutsal dini amaçlarını gerçekleştirmek üzere demokratik bir ülkenin her sistemine yerleşmiş olduğu yıllardır yazılıp çizilen, kendi ağzından beyanlarından hedefleri anlaşılan Said-i Nursi’nin yolundan giden, Üsküdar’daki Valide Sultan Camii’nde 13 Ocak 1989 tarihinden 16 Mart 1990 tarihine kadar 62 hafta süreyle verdiği vaazları izlediği yolun adıyla, “Sonsuz Nur” başlığı altında üç cilt halinde kitaplaştıran ve Türkiye’de mevcut 14 Nur Cemaati gurubunun tepesinde bulunan Fethullah GÜLEN’in, kamuoyunda “Nurcular/Fethullahçılar” olarak anılan müritlerinin başı çektiği, ifadelerinden anlaşılan 15 Temmuz kanlı ayaklanması, bir tarikatın, laik bir devleti ele geçirdiğinde neleri yapabileceğini az da olsa göstermiş oldu.

Türkiye adeta tarikat cenneti.

Türkiye’de mevcut 22 tarikatın merkezleri, şeyhleri şunlar:

1. İsmail Ağa Cemaati (İstanbul) Şeyhi: Mahmut Ustaosmanoğlu.

2. Fethullah Gülen Nur Grubu (Türkiye) Şeyhi: Fethullah Gülen.

3. İskender Paşa Cemaati (İstanbul, Ankara) Şeyhi: Zahit Koktu, Esat Coşan ve şimdi oğlu Nurettin Coşan.

4. Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı) (İstanbul, Konya, Ankara) Şeyhi: Tahir Büyükkörükçü (Gazeteci) Ahmet Taşgetiren ve Topbaşlar.

5. Süleymancılar. (Türkiye) Şeyhi: Kemal Kaçar’ın torunları Denizongun kardeşler..

6. Işıkçılar/İhlascılar (Enver Ören)

7. Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu guruplar

8. Nakşibendi Yahyalı Cemaati. (Kayseri) Şeyhi: Ramazan Dinç.

9. Melamiler. (İzmir, Manisa, Aydın) Şeyhi: Ahmet Arslan.

10. Hakikatçiler. (Sakarya, Düzce, Bursa) Şeyhi: Ömer Öngüt.

11. Hazneviler. (hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Mardin, Batman) Şeyhi: Muhammet Muta Haznevi.

12. Menzilciler. (Adıyaman, Ankara, Afyon, Sakarya, İstanbul) Şeyhi: Abdulbaki Erol.

13. İcmalciler. (Trabzon) Şeyhi: Prof.Dr. Haydar Baş.

14. Uşşakiler. (İstanbul, Ankara, Çorum, Bolu) Şeyhi: Fatih Nurullah.

15. Cerrahiler. (İstanbul, Bursa) Şeyhi: Ahmet Misbah Ermenkul.

16. Kadiri Muhammediye.(İstanbul, Kayseri, Düzce, Ankara) Şeyhi: Muhammet Ustaoğlu.

17. Hizbül Tahrir. (Şanlıurfa ve Van) Şeyhi: Yılmaz Çelik.

18. Tillocular. (Siirt, Ankara, İstanbul, Elazığ) (Kadiri Tarikatı’nın en güçlü kollarından) Kurucusu: Sultan Memduh Hazretleri.

19. Galibiler. (Ankara, Antalya) Şeyhi: Hacı Galip, Hasan Kuşçuoğlu.

20. Halveti Tarikatının Şabaniye kolu (Kütahya) Şeyhi: Mehmet Dumlu.

21. Adnan Hoca Grubu

22. Mustafa İslamoğlu Grubu (1-2)

Şimdilik sayıları 22, gelecekte ise yenilerinin olacağı, bölünecekleri kendi hikâyelerinden de görülmekte.

Sayısı gün geçtikçe artan Nur Tarikatı alt Grupları ise şöyle:

1. Gülen Hareketi (Fethullah Gülen)

2. Yani Asya Grubu (Mehmet Kutlular)

3. Nesil Grubu (Mehmet Güleç (Fırıncı))

4. Sözler Grubu (Mustafa Sungur)

5. Şûrâ Grubu (Mehmet Kırkıncı –Fethullah Gülen’i cemaatle tanıştıran kişi-)

6. Yazıcılar Grubu (Ahmet Hüsrev Altınbaşak)

7. Abdullah Yeğin Grubu

8. İhlas Nur Grubu (Said Özdemir)

9. Hekimoğlu İsmail Grubu

10. Mehmet Kurdoğlu Grubu

11. Meşveret Grubu (Ahmet Akgündüz)

12. Med-Zehra Grubu (Muhammd Sıddık Dursun)

13. Zehra Vakfı Grubu (İzzettin Yıldırım) (Med-Zehra grubundan ayrılmıştır)

14. Envar Grubu (Ahmet Aytimur) (3)

***

Gerçekleştirme amacı yıllar sonra daha net anlaşılacak olan, Fethullah Gülen tarikatı kaynaklı darbeye karşı tutulan “Demokrasi Nöbetleri”nde zikirleriyle, farklı giyim tarzlarıyla meydanlarda boy gösteren sözde ona karşı farklı fikirleri varmış gibi davranan diğer tarikatların sloganlarına bakıldığında daha çok “Ya Allah, Allah-ü Ekber” şeklindeydi. Hiç birinde “demokrasi, özgürlük, tam bağımsız Türkiye, adalet, emek, adil paylaşım” gibi sözler yoktu.

Hâlbuki Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey adil gelir dağılımı, özgürlük, adalet, emeğe saygı, tam bağımsız Türkiye, yerli sanayi üretimi gibi şeyler.

Türkiye’de elde edilen gayrisafi milli hasılanın %80’i %20’lik nüfus tarafından, kalan %20’lik hâsıla ise oranı %80’leri bulan nüfus tarafından paylaşılmakta. Bir avuç zengin gün geçtikte daha da zenginleşmekte, servetine servet katmaktayken, gelir dağılımında adaletsizlikler had safhada.

Neden demokrasi söylemleri olmaz?

Bir tarikat şeyhi bilir ki adil gelir dağılımı olursa zenginleşen ve kendi ayakları üzerinde duran bireyler, ona mürit olmaz, peşinden koşmaz. Onlar koşmayınca da dincilikten başka pazarlayacak şeyi olmayan şeyhin hegemonyası biter.

Siyasete bulaşan, bulaştırılan tarikat şeyhleri; genel itibariyle, nüfusunun çoğunluğu İslam inancına sahip ülkelere yönelik “Ilımlı İslam”, “Yeşil Kuşak” ve hatta “BOP” gibi projeleri olan, İslam inancının çoğunlukta olduğu ülkelere adeta “dini yöntemler ihraç eden”, AB-D ile irtibatta.

Gün geçtikçe daha da tutucu bir toplumsal görüntü sergileyen Türkiye’nin, yakın komşusu Rusya ile arasın iyi olmasını en çok da tarikat şeyhleri ve tutucular istemez. Türkiye’de yaşanan 6.Filo olayı, NATO’ya girişte tutucuların etkileri ortada. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten çoğunlukla tutucu seçilmişlerden aldığı referans mektuplarıyla Rusya ve Türki Cumhuriyetlerinde pek çok okul açmıştı, Gülen. Ve bu okulları “Pan – İslamist ve Pan – Türkist propaganda yürüttüğü”, “Casusluk faaliyetinde bulunduğu” gerekçesiyle 2002 yılından itibaren hızla kapatmış (4) olan Rusya’nın tutucu, gerici, bağnaz tarikatlarla, bir Amerika, bir Almanya,  bir İngiltere gibi işbirliği şimdilik yok.  Rusya okullarını kapatırken, Gülen’in devletteki yargı ve polis mensupları ise o yıllarda, Türkiye’ye şekil verme hazırlığındaydı, ABD’kontrolünde.

Türkiye’yi çağdaş medeniyete, tam bağımsızlığa ulaştıracak olan; modern bilimi esas alan eğitim sistemi, adil gelir dağılımı ve bireysel özgürlüklerden başkaca bir şey değildir.

Dipnot:

(1) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/turkiyede-kac-cemaat-var-h4408.html (18.9.2016)

(2) http://www.hurriyet.com.tr/turkiye-nin-tarikat-ve-cemaat-haritasi-5097892 (18.9.2016)

(3) https://tr.wikipedia.org/wiki/Nur_Cemaati (18.9.2016)

(4) http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=24&ArticleID=255638&PAGE=1 (18.9.2016)

Aşağıda izleyeceğiniz video Türkiye’deki eğitim sisteminin durumunu göstermesi bakımından bir örnektir.
Okul: Batman Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 

İmam hatiplilerden ‘Bir salavat da sen çek’ kampanyası 18 12 2015 BATMAN


Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk: Hz.Muhammed’e Hakaret Eder Gibi Salavat Getiriyorlar! 08.6.2012 – Show Tv

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir