Terörle mücadelede kaybedilen temel yeniden mi oluşturulmak isteniyor?
Genel

Terörle mücadelede kaybedilen temel yeniden mi oluşturulmak isteniyor?

Amerikalıların çocuklarınca Türkiye’ye yaşatılan 12 Eylül darbesinden sonra kurulan hükümette ekonomiden sorumlu bakan olarak görev yapan, 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararlarının mimarı Özal’ın Başbakan, Evren’in Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemde, 15 Ağustos 1984 günü ilk eylemini Siirt’in Eruh ilçesinde gerçekleştiriyor, PKK.

PKK ile birlikte, Cumhuriyetin ilanının ilk yıllarında değişik kişilere yaptırılan ayaklanmalar tek elde toplanmış, Lord Curson’un Lozan görüşmelerinde “ben onlara (kürtlere) alfabe verdiğim gün görürsünüz ” sözü doğrultusunda, dil öne çıkarılarak özerklik gibi bir amaca sevk edilmiş, AB-D’nin Türkiye’nin bütünlüğüne, çağdaşlaşmasına, bağımsızlığına yönelik anti propagandaları hep bu mesnet üzerinde ilerleye gelmiş halde. Ülkenin başka sorunu yokmuş gibi, nereye bakılırsa bu propaganda görülmekte. Yeni nesiller bu propagandayı kanıksayarak, içselleştirerek büyüdü.

Şu dil konusuna bir bakalım,

Rusya’nın eski Erzurum Konsolosu Auguste Jaba’nın Kürt diline ilişkin 1860 yılında derlediği kelimeler esas alınarak Rus St. Petersburg Bilimler Akademisi’nin 1879 yılında hazırlattığı Kürtçe sözlükte 8378 kelime yer alıyor. Bu kelimelerin köken dağılımı ise şöyle:

3020 kelime Türkçe

2230 kelime farsça (1200’ü Zend lehçesi)

370 kelime Pehlevi Lehçesi (farsça)

2000 kelime Arapça

220 kelime Ermenice

108 kelime Kaldanice

60 kelime Çerkesçe

20 kelime Gürcüce

300 kelime menşei belli olmayan, Kürtçe olarak kabul edilen.

(Prof.Dr.A.Haluk Çay, Her Yönüyle Kürt Dosyası, sf.119)

Dil, bir ülkenin en önemli birlik kaynağı.

Fakat Türkiye ne yaptı,

TRT yoluyla Kürtçe yayın yapan bir televizyon yayını başlattı,

Kürtçe seçmeli ders oldu,

Üstüne üstlük Türkiye’de 32 etnik grup var, denildi. 

Avrupa Toplulukları Komisyonu 6.10.2004’de yayımladığı, 2003 yılı İlerleme Raporunda, şu tespitlerde bulunuyor:

“Türk hükümeti, geçen yıl boyunca, siyasi ve hukuk sistemine çok geniş kapsamlı değişiklikler getiren reformların hızlandırılması konusunda ciddi bir kararlılık göstermiştir.”

“Türkçe dışındaki dillerde eğitim ve radyo ve televizyon yayıncılığı üzerindeki yasağın kaldırılmasına yönelik tedbirler alınmıştır. Yapılan değişiklikler bugüne kadar uygulamada çok az etki yaratmıştır.” (*)

Geçen dönem içerisinde birlik ve beraberlikten daha çok kavga, ayrılık siyaseti ülkeye hâkim oldu. Siyasetçiyle kavga edildi, devlet kurumlarıyla kavga edildi, ülkenin kurucusu ile kavga edildi, laiklikle kavga edildi,  cumhuriyet bir enkaz olarak görüldü, okullarda milli bilincin gelişmesine katkı sağlayan Ant kaldırıldı,

Türklük ayaklar altına alındı, etnikçilik özendirildi, PKK’nın şehirlere yerleşmesine göz yumuldu, teröristler mahkemelerde gizli tanık oldu, bugünün teröristleri devlet kadrolarında yükseltildikçe yükseltildi, teröristlerin ayağına mahkemeler götürüldü, askerlerimiz yuhalanırken, karşılama törenleriyle sınırımızdan peşmerge gelip geçti,

Geçen yıllar içerisinde mücadele edilmeyen terör oldukça zemin kazandı, ülkeye maddi ve manevi kayıplar verdirtti. İkiz yasaları kabul etmiş olan bir ülkenin siyasetçisi etnikçilik değil, birlik ve beraberlik üzerine yol izlemelidir.

Bu dağlarda her birimizin bir mayını var, diyerek ülke güvenliği için, birlik ve beraberliği için gece gündüz, yağmur, kar, çamur demeden fedakârca terörist peşinde iz süren askerlerin bütün emekleri dengesizce yapılan geçmiş siyaset yoluyla boşa heba olup gitti.

(*) http://www.ab.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/Turkiye_Ilerleme_Rap_2004.pdf

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir