Sözler verilir, Yüz ölçümü en büyük orta Anadolunun bir şehrinde, Mevlananın gözünün içine baka baka,
Sözler verilir, Doğu Anadolunun kayısı diyarı şehrinde, Battal gazinin gözünün içine baka baka,
Sözler verilir, Ülkemin baş kentinde, Adına “Askerin evi” dedikleri bir mekanda, gözümüzün içine baka baka,
Sözler verilir, Çok uzaklardan başkente, ” Mesaj alındı” diyere,
Sözler verilir, “Çalışmalar devam ediyor” diye,
Sözler verilir, kar beyaz saçlı, pos bıyıklı bakandan “bu defa iş tamam” diyerek,
Sözler verilir, Karın, Buzun üzerine yazılan,
Ne zaman ki kar- buz erir, unut gitsin verilen sözleri,
Kimsenin mezar taşında, “yalandan öldü” diye yazmıyor nasıl olsa,
Sadece toplumun bir kesimi, Biz; Assubaylar,
Nedir suçumuz ?
Assubay olmak mı?
“Önce vatan” demekmi?,
İşimizi her şeyden önde tutmakmı?
Başınız Sıkışınca bir gecede sekiz kere aranmak mı?
Senden çok daha ağır şartlarda çalışmama rağmen, Açlık, yoksulluk sınırında yaşamak mı?,
Ucunda Ölüm olduğunu bile bile emirle ölüme gitmek mi?
Sizin eliniz, ayağınız olmak mı?
Sırtımızı size Terfi basamakları olarak kullandırmak mı?
Daha açık söyleyeyim ; Sizin arkanızı toplamak mı?
Sahi, nedir suçumuz?
Bazı Aklı evveller söylüyor, “siz de Assubay olmasaydınız” diye,
Beynin oksijen sıkıntısı çektiği zamanlarda söylenecek sözler bunlar,
Bu kadar “sığ” düşünene ne demeli bilemedim?,
Adam, kendini Assubayın işvereni – patronu görüyor,
Gak deyince su, Guk deyince çay, kahve hazır,
Assubayı, sivil memuru, uzmanı,
Emir eri, makam şoförü, postası,
Hayat ona güzel,
VE;
Karargahın orta yerinde kafaya torba geçirilir, eller ters kelepçeli,
Varsın olsun,
Göreve devam ,
Assubay mı sandın onu?
Terörist kovalarken sınırı geçince “İtibar” hazretlerinden kapının önüne konulsun…
