Peki, cariyelik olmadığına göre türban ne için oluşturuldu?
Bununla ilgili olarak; türbanın gündeme alınmasında önemli yeri olan geçmişin FETÖ üyesiyken kendiliğinden örgütten ayrılmış olan Nurettin Veren bakalım ne yazmış?
Nurettin Veren: “Cemaatin çok başarılı bulduğu için Gülen’in Amerika’da staj gördürdüğü Ekrem Dumanlı çıktı sonra ortaya. İzzet Aker’in damadı olduğu için gazetenin (zaman) başına getirildi Ekrem Dumanlı. Küçükken tanımıyorduk onu. 1995 yılına kadar Dumanlı’yı hiç görmedim. Varlığından da haberdar değildim. Aker eşarplarının sahibi İzzettin Aker’in kızını aldıktan sonra şöhret oldu. Cemaatten önce metreyle kumaş satıyorlardı. ‘Şimdi başörtüsü siyasi bir simge de olunca trilyonluk işadamları oldular.” (1)
İlahiyat fakültesi mezunu Doçent Doktor Bahriye Uçuk Şeriat SarmalındaTürkiye adlı kitabının 68’inci sayfasında örtünme ile ilgili olarak; “Ama bu zorunluluk hür olan kadınlar içindi. Köle kadınlar böyle örtünmeyerek hür kadınlardan ayrılmaktaydılar. Köle kadınlar her zaman için erkeklerin el ve dil ile yaptıkları sarkıntılıklara uğramaktaydılar. Bu yüzden yüzyıllar boyu ve bugün hala dünyanın çağdaşlaşmamış bölgelerinde kadınlar ancak kalın peçeler altında evlerinden dışarıya çıkabilmektedir.”
Türban-örtünme ile ilgili olarak Üçok, kitabının 71’inci sayfasında şöyle devam etmekte;
“Eğer bu dinsel inançtan kaynaklanıyorsa bilinmelidir ki, yalnızca baş örtmek yaterli değildir. Diyanet takviminin 10 Ekim 1979 yaprağında da belirtildiği üzere, erkekler arasında oturmaları, hatta yalnız başlarına bir kentten ötekine gitmeleri de yasaklanmıştır. Öyle işine geldiği gibi örtünmek veya hareket etmekle ayetlerin biçimsel anlamına bile uygunluk sağlanamaz.
Eğer bu biçimsel anlama illa da uyulmak isteniyorsa, o zaman kadınların yüzlerini sıkıca örtmeleri ve erkekler arasında oturup ders dinlememeleri gerekir. Yoksa yalnız baş örtmek Atatürk devrimlerini sessizce protestodan başka bir anlam taşımaz.(s.72)”(2)
Türbanın ilk toplantısının Nur cemaatinden birisiyle evlenmiş Alman asıllı kadın eşiliğinde yine Nur cemaatinden olan Sıkmabaş Şule tarafından Samsun’dan başlatılması bir tesadüf müdür yoksa siyasi bir hedef midir? Bunların iyi araştırılması gereklidir.
Özellikle de eğitimli bayanların türban takışı bilinçlidir, bir yerlere bağlıdır. Öyle kolayca çıkartamazlar. Nasıl ki “hem laik hem Müslüman olunmaz” demişlerse, hem türbanlı hem de çağdaş olunmaz diyebiliriz. Kaldı ki uygulamalar, söylemler de bunu göstermekte.
İlerleyen dönemde türbanlı olarak çalışmakta olan kadınların sözde dini gerekçeler ile iş yerlerindeki diğer tarikat mensuplarınca yoğun bir şekilde eleştirilmeleri işten bile değil. Bundan en büyük zararı yine kendileri görmeleri olasılığı yüksek.
Tarikatların dışında kimi politikacılarca da kullanılan bu önemli simge, Veren’in deyimiyle “siyasi simge” Türban ile ilgili diğer tespitleri videolardan izleyebilirsiniz.
Kaynak:
1. Nurettin Veren, FETÖ, Gülen Hareketi’nin İkinci Adamı, Destek yayınları, Eylül 2016, s.96-97
2. Bahriye Üçok, Şeriat Sarmalında Türkiye, Cumhuriyet Kitapları, 4.baskı, s.71-72
(Fotoğraf: Cariyelik uygulaması ve türban)