Türk’ün Birliğini, Kudretini Bölmek İsteyerek, Halen Ümmetçilik Peşinde Koşuluyor
Genel

Türk’ün Birliğini, Kudretini Bölmek İsteyerek, Halen Ümmetçilik Peşinde Koşuluyor

Memleket dâhilinde 13 yıldır iktidar olan Ak Parti döneminde, tam da Amerika’nın istediği gibi, Yeşil Kuşak, Ilımlı İslam rollerinin gerçekleşmesi için Türkiye’de yaşayan insanlar “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” altına birliğinin kuvvetlendirilmesi yerine; ülkede bulunan Laz, Kürt, Çerkez, Abaza gibi; Erdoğan’ın belirttiği üzere 32, İngiliz ajanlarına göre sayıları 45’i bulan etnikçilik üzerine yerleştirilmek istenen “Ümmet Şemsiyesi”, “Ümmetten Kaynaklı Birliği”, tıpkı bir araya gelemeyen “Arap Birliği” gibi sonuçları da beraberinde getirecek düzeyde.

Aynı amaca yönelmeyi, çağdaşlığı, birlik ve beraberliği, ülkeyi kardeşçe yönetmeyi temsil eden “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” anlayışı bilinçli halk tarafından benimsenmiş olmasaydı, Türki’ye çoktan dağılmıştı.

İslam inancının yerleşik ve yoğun olarak, en katı şekliyle yaşandığı devletlerde yaşayan insanların yaşam şekilleri, kültürleri okulda, işte, camide hiç durmadan dayatılmakta olduğu Türk halkı, büyük bir çıkmaza sokulmak isteniyor.

Laz, Kürt, Abaza, Çerkez.. denildikçe, görmüyorlar ki bilinçli halk kesimi daha da sıkılaştırıyor, birlikten kopmamak için saflarını. Bu yönüyle, siyasiler ne derse desin, halkın onlardan daha bilinçli olduğu söylenebilir.

Onların desteğiyle atanmış, seçilmiş siyasiler ulus ötesi projeler peşinde koşarken, Türk vatanında yaşayan başka gidecek yeri olmayan halk, oyunlara karşı direncini sürdürmek zorunda. En nihayetinde ümmetçiliğe olan dönüşümünden, dayatmadan korumalı kendisini.

Türk Milleti, başkalarının isteklerine göre ıslah edilecek, ehlileştirilecek, ayaklar altına alınacak bir millet değildir.

Ümmetçilik, İslami uygulamaları, idare şekli, yayıldığı, ele geçirdiği topraklarda yaşayan, çoğu Müslüman insanların ihtiyaçlarını karşılayıp,  birliğini koruyabilseydi; Osmanlı İmparatorlu halen yaşıyor olmaz mıydı?

Türkiye’de birlik ve beraberlik, kardeşlik, iç barış olması için dayatılan Ümmetçilik Anlayışı yeni bölünmeleri de beraberinde getirecek, en nihayetinde ülkeye toprak kaybettirecek şekilde, dayatılmakta ve ilerlemekte.

Ülkeyi yönetenlerin her defasında etnik kökenleri sayıp, onlar kabul etmese de, ayaklar altına alsa da, Türk Milletinden hiç bahsedilmemesi, Türk kelimesinin ağızlara hiç alınmamasındaki temel maksat, dinle uyuşturulmuş bir topluluk meydana getirmek değil de, ne?

Fakat topluluklar, toplumlar ne isterse o gerçekleşir.

Türk toplumu üzerinde ümmetçilik dayatması son bulmalı. Eğer dayatma devam ederse, birlik, beraberlik,  yerini, kendi kaderini belirleme peşine düşen etnikçi anlayışa bırakır. Ve bu da hâlihazırda bir etnik ad altında -ki ileri safhada o ad altında da alt adlar çıkması doğal- denemelerinin yapıldığı iç karışlıklılara, nihayetinde de gerçek bir bölünme ile son bulur.

Bölünme başlaması halinde ise; bugün Irak’ta gördüğümüz üzere AB-D tarafından, Türkiye’ye rağmen desteklenen, PWD, PÇDK, KYB, KDP, PKK/Kongra Gel, DCB, YPG, PYD veya İŞİD gibi, pek çok örgütlerin bugünkü Türk topraklarında çıkmasına olanak sağlar. Din dâhil, hiçbir güç, hiçbir iktidar, bu dağılmayı kontrol edemez.

Her fırsatta ümmetçilik kavramını dayatanlar, ümmetçilikte birlik arayanlar, devlet ile hesaplaşmış olanlar ve de hesaplaşmaları devam edenler; herkesin eşit şartlarda hak sahibi olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, onun birliğine zarar vermekten başka bir şey yapmamakta. Ve bu, devleti yöneten siyasi güç eliyle, tepeden, topluma ulaştırılmaya, yerleştirilmeye, kanıksandırılmaya çalışılmakta.

Bir dünya savaşı sonrası değişimi beklemiş olan bilinçli halk, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Devrimlerini benimsemiş, özümsemişken; nedense günümüzde tepeden dayatılan, sübvanse edilen ümmetçiliği ve de etnikçiliği bi türlü benimsemiyor. Çünkü onda bir gelecek görmüyor.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir