Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

ULUSAL YÖNETİM POLİTİKALARIMIZDAKİ STRATEJİK HATALAR

“Askerlerimizin zehirlenmesi” olaylarının sıkça yaşanması, “Devleti yönetim politikalarında uygulanan “özelleştirme programlarının” Ulusal stratejilerimize ne kadar ters düştüğünün kanıtıdır. Oysa; 

Ulusal Kurtuluş savaşının ardından, Cumhuriyetimizin ilanıyla başlayan Anadolu İhtilali devrimlerinin hedefinde, her bakımdan geri kalmış Ülkemizin, kısa zaman içerisinde kalkınmasını sağlayıp, kurumsal, çağdaş Türkiye Cumhuriyetini yaratmak vardı. Özelleştirme programına alınarak satılan ne kadar kurum, kuruluş ve işletme varsa, çoğunluğu bu hızlı devrimin eserleriydi. Hepsi de, Ülkemizin Ulusal güvenliği dikkate alınarak, Anadolu’muzun tüm sınır ve kıyıları boyunca üretim yapan İşletme ve kurumlardı. 1950 yıllarına değin süre gelen kalkınma çalışmalarımız, kapitalist dünyanın temsilcileri olan emperyalist Devletler Amerika, İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından kabul görmedi. İthalat ve tüketime dayalı kalkınma modelinin Menderes Hükümetiyle başlatılması, Ülkemizin bağımsızlığına vurulan ilk hamledir. Böylece; Orta doğu ve 3.dünya Ülkeleri üzerindeki emperyalist emeller devreye sokulmuş oldu. 1980 darbesi ve Özal kükümetlerinin politikalarıyla da serbest pazar ekonomisi politikalarıyla tanıştık. Takip eden dönemlerde üretimi yok eden, ithalata ağırlık veren ve her bakımdan tüketime ve lükse özentili politikalarla özelleştirmeler hızlandırılmış, “reform yasaları” adıyla Cumhuriyetimizin bir çok kurum, kuruluş ve işletmeleri önce yandaş işletmelere sonra da yabancı sermayeye satılmıştır. Bu proıgramın son aşamalarında “Şeker fabrikaları” yer almaktadır. Satılan tüm bu İşletmeler, fabrika ve Kurumların hemen hemen tamamı Devletimizin öz sermayesi ve Ulusal güvenlik sigortası durumundadır.

Bu stratejik konumları dikkate alınmaması tüm yurtseverlerce şaşırtıcı bir durum olarak değerlendirilmektedir. 

Ulusal stratejik konuma haiz olarak gördüğümüz ayrıcalıklı varlıklarımızın Devlet İşletmesi olarak korunması ve yaşatılması zorunludur.

 

 

 

 

– Yer altı ve yer üstü su kaynaklarımız, nehirlerimiz, barajlarımız, göllerimiz v.b.

 

 

– Madenlerimiz (her türlü madenler)
– Ulaşım sistemimiz (Demir yolları işletmeleri, Kara yolları işletmeleri, Hava yolları işletmeleri, köprüler, Limanlar, Posta- telefon- telgraf işletme sistemleri ve Ulusal internet ağımız.) 
– Eğitim, Sağlık, Emniyet, Adalet, Askeri kuruluşlarımız ile sağlık kurumlarımız.

Ulusal güvenliğimizin güvencesi Türk Silahlı Kuvvetlerimizin son aylarda yaşadığı zehirlenme olayları, stratejik yönetim politikalarında hata yapıldığının açık kanıtıdır. Ordumuza ait birimlerin özelleştirme kapsamından çıkarılması, özelleştirmeye tabi olanlardan da, şeker fabrikalarımızın satılmasından da vazgeçilmesi gerekir. Çünkü; özelleştirme çalışmalarının hedefinde Ülkemizin kalkınması, halkımızın sağlılığı, mutluluğu ve geleceğinin karartılması bulunmaktadır.

Otomatik alternatif metin yok.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir