“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Anayasamızda belirtilen görev tanımından da anlaşılacağı üzere; Türk Yurdunu ve nitelikleri anayasada belirtilen Türk Cumhuriyetini iç ve dış tehditlere karşı korumak ve kollamak” gibi görev misyonu bulunmaktadır. Ülkemizin bütünlüğü ve Ulusumuzun birliğine dair yapılan tüm görevler, Ulusal güvenlik stratejilerine uygun olarak belirlenen eğitim ve öğretim metotlarıyla yetişen insan gücüyle yapılabilir. Ulusal konulara ait icraatlarda, bu esaslara dikkat edilmesi gerekir. Kurumsal yönetim anlayışı da bunu gerektirir.
Yedek Assubaylığın devrim olup olmadığı konusuna gelince; Ulusalcı yaklaşımımızla, bunun hiç de devrim olmadığını anlayabiliriz. Assubaylık mesleğinden gelen bizler, böyle bir uygulamayı yaşama geçirecek düşüncenin ve TSK’da bir devrim olacağı inancının çok yanlış bir değerlendirilme olduğunu söylemek istiyoruz. TEMAD’ın sayın Genel Başkanından böyle bir açıklama yapılmasını, birçok meslektaşım gibi ben de benimsemiyorum. Bizler, halen yürürlükte bulunan Assubay Meslek Yüksek Okullarının, Eğitim ve öğretim sürelerinin yükseltilerek, Mesleki kalitenin artırılmasını beklerken, Yedek Astsubaylığın Ülkemiz için büyük kayıplara yol açacağını hissediyoruz. Bu uygulama, eğitilmiş insan gücü faktörünü dikkat almayan haliyle, Assubay mesleğinin kariyerine de zarar verecektir. İnsansız özelliği, devrim anlayışından yoksunluğun kanıtı olarak değerlendirilmelidir. TEMAD Genel Başkanımızı, bu yanlış düşünceden vazgeçmeye, taşıdığı Kurumsal misyonuyla, İdare’nin İdari çalışmalarına Kurumsal ve doğru bilgi aktarmaya çağırıyoruz.
Assubay mesleğinin her kuvvet komutanlıklarında önemli hizmet kariyeri ve kadroları bulunmaktadır. Kara Kuvvetleri başta olmak üzere, Hava ve Deniz K.K.lıklarında görevli Assubaylarımızın çeşitli branşlarda aldıkları eğitim, öğretim ve mesleki yetiştirme programları ve meslek içi pekiştirme kurslarıyla çok önemli görevleri yerine getirdikleri görmezden gelinmemelidir.
Sonradan İç İşleri B.lığına bağlanan Jandarma teşkilatının Assubayları da, öz güveni artırmak başta olmak üzere, Komutanlık, Personel yönetimi, Sevk ve idare, Genel ve özel güvenlik alanında( kişi, bina, tesis koruma hizmetleri ) sağlık ve ilk yardım, Silah – Motor – Bakım ve Trafik, Yangın, İstihbarat, Suç ve Adli bilimler dediğimiz Kriminoloji ve Kriminalistik bilgiler konularında suçları önlemede idari önlemler, Olay yeri İnceleme ve el koyma, Yasal işlemlerin yerine getirilmesi, Askeri ve Adli hukuk alanında ceza ve yargılama vd. ile hava indirme, Kara Haritacılık bilimi, Arazi ve Taktik intikal, Muhabere ve iletişim, Lojistik ( depolama, dağıtım, sarf vd.), Yabancı dil, Mahalli Lisan ve Halkla ilişkiler, Kişi davranışlarının incelenmesi (davranış bilimleri), Muharebe, Atıcılık, Spor, Nişancılık Eğitimi gibi ve anımsamakta zorlandığım bütün bu alanlarda iyi bir eğitimden geçerek mesleğe başlatılmaktadır. Bu sınıfımızın meslektaşları, Ülkemiz topraklarının % 80’inde halkın can ve mal güvenliğinin korunmasından, genel asayişin sağlanmasından, suçların işlenmemesi için idari önlemlerin alınmasından, işlenmiş suçların takip ve soruşturulmasından, faillerinin yakalanıp delilleriyle birlikte Adalete teslim edilmesinden, Yurt içinde her türlü kaçakçılığın men ve takibinden sorumludurlar. Jandarma Teşkilatından emekli bir Assubay olarak bizlerin dört yıl süreli askeri ve mesleki eğitim ve öğretime tabi tutulması, bu konuya yeterli ışık tutabilir. Kaldı ki, bu eğitim süresini bizler yeterli görmüyoruz. Bu toplumsal görevin yerine getirilmesinde “Yedek Assubaylarımızın” başarılı iş üretmelerini beklenmesi doğru olamaz.Diğer Kuvvet Komutanlıklarında da durum farklı değildir.
Mesleki eğitim kariyeri tamamlanmamış ve pekiştirilmemiş insan gücüne katılacak Yedek Assubaylarımızla, Kara, Hava ve Deniz araçlarımızın çalışması, hareketleri, intikalleri, uçuşları ile fiili ve İdari birçok önemli görev sorumluluklarını nasıl yerine getirilebilir ki !.

