Yahya Kemâl Beyatlı: “Akşam güneş batarken Cihangir’den Üsküdar’a bakınca”
Kültür-Sanat - Toplum - Vecihi ÜNALDILAR

Yahya Kemâl Beyatlı: “Akşam güneş batarken Cihangir’den Üsküdar’a bakınca”

Değerli dostlarım;
Büyük şair merhum Yahya Kemâl Beyatlı “Üsküdar” şiirinde; “Akşam güneş batarken Cihangir’den Üsküdar’a bakınca, güneşin aksettiği camları altından saraylara” benzetir. 

Yahya Kemâl Beyatlı: “Akşam güneş batarken Cihangir’den Üsküdar’a bakınca”

Haydi, gelin yine kısa bir eski İstanbul turu yapalım. Anlatmakla biter mi, şairlere, bestekârlara, güftekârlara, ressamlara ilham olmuş o güzel kent.
Eeee ne yapalım biz de ara sıra anılarımızda kalan İstanbul’u yad ediyoruz.
Efendim Taksim’den Gümüşsuyu’na doğru inerken, sağ taraftaki Park Otel’in pastanesi önünden geçer, Alman konsolosluğunun yanındaki yokuştan aşağı kıvrılan sokaklardan yürüdüğünüzde karşınıza “Cennet Bahçesi” çıkardı. Park Otelin pastanesi önünden geçer dedim de, öyle pek de çabucak geçilmezdi. İçerde oturan hanımefendilerin, beyefendilerin ağırlığı önünden pek de öyle çabuk geçilecek cinsten değildi.

Evet, gelelim Cennet Bahçesine. Kat kat ağaç ve çiçeklerle bezenmiş güzel bir bahçe. Hiç unutmuyorum, buzlu çikolatayı ilk orada görmüş ve ilk orada yudumlamıştım. Yadırgamayın lütfen. Şimdiki gibi İnternet, Prof Google filan yok. O devirde her şey yaşayarak öğrenilirdi. Karşınızda Üsküdar, hafif sağınızda Kız Kulesi, Marmara ve Tarihi Yarımada. Tam altınızda da Kabataş-Fındıklı. Seyir halindeki tekneler, şehir hatları vapurları, arabalı vapurlar daha daha eskilerde yandan çarklı arabalı vapurlar. Şimdilerde hepsi İDO oldu. Zira tüfek çıktı mertlik bozuldu. Sizleri fazla sıkmayayım. Ama o büyük şairin bahsettiğim o güzel şiirini sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim. Üslup ve dil’e bakar mısınız?

Ü S K Ü D A R

Git bu mevsimde grup vakti Cihangir’den bak.
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak.

Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan.

O ilah isteyip eğlence hayal hanesinde
Çevirir camları birden peri kâşanesine.

Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan Şark’a.

Mest olup içtiği altın şarabın zevkinden
Elde bir kırmızı kâseyle ufuktan çekilen.

Nice yüz bin senedir Şark’ın ışık mimarı
Böyle mâmur eden, ettikçe hayal Üsküdar’ı

O ilâhın bütün ilhamı fakat anidir,
Bu ateşten yaratılmış yapılar fanidir.

Kaybolur hepsi bir anda kararmakla batı
Az sürer gerçi fakir Üsküdar’ın saltanatı

Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına
Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına.

Ezeli mağfiretin böyle bir ikliminde
Altının göz boyamaz kalpı kadar halisi de

Halkının hilkati her semtini bir cennet eder
Karşı sahilde karanlıkta kalan her tepeden

Gece birçok fukara evlerinin lambaları
En sahih aynadan aksettiriyor Üsküdar’ı
Yahya Kemâl Beyatlı: “Akşam güneş batarken Cihangir’den Üsküdar’a bakınca”
(Yahya Kemal Beyatlı)

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir