Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

YÖNETİM POLİTİKALARINDAKİ STRATEJİK HATALAR (2)

Ulusal basın ve medya haberlerinde sık sık “Askerlerimizin zehirlenmesi” olaylarına tanık olduk. Bence bu durum, aynı zamanda Devlet yönetimini yürüten siyasi iktidarın ürettiği olumsuz politikalarının ürünüdür. Aynı zamanda, bu politikalarla ” reform ” adı altında gerçekleştirilen özelleştirme programlarında uygulanan yönetim politikalarındaki tehlike ve hataları göstermektedir. Neresinden bakarsak bakalım, hatalı olduğunu anlıyor ve görüyoruz. Ulusal bakımdan çok önemli olduğunu düşündüğümüz ” özelleştirme ” çalışmalarının tarihsel geçmişini bilmek zorundayız. Buralara nasıl gelindi: Ülkemizde 1980 sonrası hükümet programları ile alışılagelen ” özelleştirme ” adıyla, KİT’ler başta olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun sahibi olan Devletin elinden alınarak satıldığını yani, özelleştirildiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu özelleştirme çalışmaları, her birimizi yakından ilgilendirmektedir diye düşünüyorum. Devletin yumurta üretimiyle uğraşmasının doğru bir politika olmadığını onaylarken, sonsuza kadar yaşatmamız gereken Cumhuriyetimizin ve yurdumuzun korunmasında stratejik öneme haiz ve Ulusal savunmamız için önemi olan varlıklarımızın Devlet elinden alınıp, satılmasını yanlış buluyor ve onaylamıyorum. Askerlerimizin ” zehirlenmesi ” olayı, hafife alınmayacak kadar Ulusal bir konu olarak görüyor, Ulusal güvenliğimize gelecekteki tehlikenin başlangıç sinyali olarak algılıyorum.

Ulusal Kurtuluş savaşımızın ardından, her bakımdan geri kalmış Türk yurdunda, Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz ATATÜRK’ün ve hükümetinin hedefinde, kısa zamanda kalkınmayı sağlamak, çağdaş ve Kurumsal Türkiye Cumhuriyeti oluşturmak vardı. Modern Cumhuriyetin Kurumsallaştırılması için devrimler gerekiyordu, ümmetin Uluslaştırılması, eğitimi, aydınlanması, yoksulluktan kurtulması için gerekli devrimlerin ve sanayileşme çalışmalarının hızlandırılması vardı. Eksikleri olsa da, kısa zamanda gerçekleştirilen bu çalışmalarla gurur duyuyorum. 
Özelleştirme kapsamında satılan tüm işletme ve kurumların birçoğunun, bu hızlı devrimsel çalışmaların eseri olduğunu düşünüyorum. Kapitalist dünyanın temsilcileri olan emperyalist Devletler başta Amerika, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın, Anadolu’da kurulan modern Türk Cumhuriyetini kem gözle nasıl baktıklarını da tabi. Adnan Menderes’le başlayan Amerikan sempatizanlığı sürecinde, emperyalistlerin ve kapitalistlerin, Ülkemiz yönetim politikalarının içine niçin sızdıklarını, orta doğuyu aydınlatan bu modern Cumhuriyetin karartılmasının, bölünüp parçalanmasının oluşturulan bir proje olduğunu, bu Ülkenin yurttaşları olarak hepimizin anlayabilmesi gerekliliğini hissediyorum.

Özellikle 1980 darbesi öncesi alt yapısı oluşturularak, merhum Turgut ÖZAL hükümetleri ve takip eden diğer iktidarlar tarafından ” reform ” yutturması olan yasalarla, Cumhuriyetimizin bir çok kurum, kuruluş ve işletmeleri “ÖZELLEŞTİRME” programına alınmış ve birer birer satılmak suretiyle elden çıkartılmış ve yandaş kesimlere teslim edilmiştir. Ülkemizin stratejik güvenliği bakımından, Devletin güvencesi ve sigortası konumundaki bir çok İşletme ve Kurumların, Ulusal güvenliğimiz için önemi hiç dikkate alınmayarak, Kamusal alandan sanki yangından mal kaçırırcasına Devletin elinden alınmış ve özelleştirilmiştir. Bu uygulamalar, son yıllarda hızlandırılarak emperyal hedeflere farkında olunmadan çanak tutmaktadır. Dünyadaki her Ülkenin yurttaşının, Devletini yöneten iktidarlardan beklentilerinin başında, Ülkesinin bütünlüğünün korunması, Ulusal bağımsızlığı ve güvenli Ulusal geleceği gelir. Bizim de öyle olmalıdır. ” Ulusal stratejik önemi ” dikkate alınmadan yapılan özelleştirmelerin yanlış olacağını düşündüğümüzü değerlendiriyorum.

Yeri gelmişken, Ulusal geleceğimiz için ayrıcalıklı varlıklarımızı anımsayalım :

– Yer altı ve yer üstü ” su ” kaynaklarımız, (nehirlerimiz, barajlarımız, göllerimiz v.b.)
– Madenlerimiz (her türlü madenler)
– Ulaşım sistemimiz (Demir yollarımız, Kara yollarımız, Köprülerimiz, Limanlarımız, Posta- telefon- telgraf işletmelerimiz ve Ulusal internet ağımız) 
– Eğitim, Sağlık, Emniyet, Adalet, Askeri kurum ve kuruluşlarımız, (sağlık dahil)

Anayasamıza göre Eğitim, Sağlık, İç güvenlik, Adalet ve Ulusal dış güvenliğimizin sağlanması Devletin asli ve vazgeçilmez görevlerindendir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Ülkemizin ordusudur, içeriden ve dışarıdan gelecek tehdit ve tehlikelere karşı yurdumuzu ve Ulusumuzu savunacak tek kurumdur. Ordumuzun Kurumsal bünyesinde bulunan hiçbir kuruluşun özelleştirmeye tabi tutulmaması gerekir.

* Askeri hastanelerinin unvanlarının değiştirilmesiyle başlayan çalışmaları,
* Askeri birliklerde sağlık, beslenme-yemek, temizlik, güvenlik gibi hizmetlerin özelleştirilmesini,
* Milli Savunma Bakanımızın her ne kadar ” Askeri fabrikayı satmıyoruz, yönetimi özelleştiriyoruz ” dese de, Askeri fabrikanın uzunca yıllar Devlet elinden alınacağı anlamındadır, önemli bir stratejik hatadır. 
Ülkemiz ve Ulusumuzun güvenli geleceğinin, hepimizin önceliği olduğunu biliyorum. Saygılarımla !

Yorumlar

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir