Ülkemizde 1963’de başlatılan ” beş yıllık ” süreleri kapsayan Kalkınma Planlarımızı incelediğimizde, iki husus dikkatimizi çekmektedir.
1) Birinci Beş yıllık Kalkınma planını hazırlayan ekipte J. Timbergen, J. Koopman,Kaldor ve Baagavhati adında yabancı uzmanların da görev alması,
2) İçinde bulunduğumuz 10. Beş yıllık kalkınma Planı (2014-2108 yıllarını kapsamaktadır) dahil olmak üzere TOPRAK Reformundan bahsedilmemesi,
Ulusal Kalkınma planımızın hazırlanmasında yabancılara görev verilmesinin çok acı olduğunu anlamakla birlikte, biz yurttaşları ilgilendirmesi gereken diğer tarafı, ise, elli yılı aşan süredir devam eden Ulusal terör sorunumuzun ana kaynağı olan “toprağın” Kalkınma Planlarımızda göz ardı edilmesidir. Yani; Ülkemizin beşer yıllık kalkınma planlarında “toprak” yoktur.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dünya ile barışık ve insanlarını daha özgür, daha refah ve daha güven içerisinde yaşatmayı hedefleyen Ulusal Kalkınma planlarımızda “toprak” olmalıdır, ona çağdaş önem ve değer verilmelidir. Çünkü Ulusal Kalkınma plan, strateji ve uygulamalarına en önemli malzeme topraktır. Bize, her şeyi veren odur, önem verdiğimizde kalkınmamıza en büyük desteği ondan alacağımıza inanmalıyız, vermediğimizde de en büyük tehlikenin toprakta bulunduğunu anlamak zorundayız. Çağdaş Cumhuriyet anlayışı, toprağın adaletli paylaşımını gerektirir. Neredeyse altmış yıllık sürenin Devlet İdarelerinde ve kalkınma planlarında toprağın yer almaması, toprağın ötelendiğinin ve önemsenmediğinin kanıtı olarak görülmektedir. Bu durum, hepimiz için ortak ve Ulusal bir sorundur. Bugün dünya Halklarının yaşamakta olduğu tüm elim olayların ve savaşların kaynağı olan topraktır. Toprağı anladığımızda, onun adil paylaşımını yapacağımıza inanıyorum. Toprağa gerekli ehemmiyetin ve saygının temelinde “adil paylaşım” gerçeği yatmaktadır. Bunu gerçekleştirecek olan tek güç, bu inanca sahip olan iktidarlardır. Adil toprak paylaşımı, Cumhuriyet idaresinde çağdaş toprak reformu demektir.
Özellikle doğu ve güney doğu Anadolu’muzun verimli topraklarında on binlerce dönüm arazileri elinde tutan feodal güçlerin yıkılması bu reformla gerçekleşebilir. Böylece; toprağın sahibi olan köylülerimizin üretkenliği Ulusal kalkınmamızı tetikleyecek, güçlenen tarımsal kalkınmamızla daha güçlü ve daha mutlu bir Ülke olmamız sağlanacaktır. Kentlere göçler önlenmesi, nüfus artışlarımızın kontrol altına alınması, Ulusal terör sorunumuzun kökünden temizlenmesi ve daha birçok problemlerimizin çözümü topraktadır. Mutlu ve güçlü Türkiye! Eşsiz ve güzel yurdum, görmek istediğim de budur.
11. Beş yıllık kalkınma planımızda “topraklarımızı” görebilmek umuduyla!
