Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

ATATÜRK’ÜN İDEAL CUMHURİYET KÖY PROJESİ VE YEREL SEÇİMLERİMİZ

Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk’ün,Türk Ulusunun ve Cumhuriyetinin daha modern, çağdaş ve kısa sürede kalkınmış toplumlar arasına girmesi için eşsiz düşünce ve fikirlerinin olduğunu hepimiz biliyoruz. Aşağıda görseller arasında bulunan ” İdeal Cumhuriyet Köyü ” krokisinin bizzat kendi çizimi olduğunu da bilenlerimiz vardır. Atatürk’ün düşüncesine göre, Türkiye’nin kalkınması tabandan başlamalıdır. O’na göre kalkınma köyden başlatılmalıdır ve öyle olacaktır. Onun içindir ki Köylü, Ulusumuzun efendisidir. ” demiştir. Bu düşüncelerin sahibi olarak da, İdeal Cumhuriyet köyü tasarlamış ve bu tasarımını da kendisi kroki haline getirmiş. Hayalindeki Türk köyü ; çağdaş, çevreci bir köy. Daire şeklinde bir yerleşim planına sahip, Merkezinde küçük daire ve etrafında gittikçe genişleyen dört daire şeklinde olan proje, dört parçalı köy planı ve dışa doğru giden altı yol barındırmakta. Okul, cami, köy konağı, sağlık ocağı, otel–han, çocuk bahçesi ve fabrika dahil toplam 43 yapı bulunan planda, köyün orta yerine yapılacak ‘anıt’ın etrafında da sosyal tesisler, terzi, bakkal, berber gibi mekanlar da yer alıyor.

Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü’nde yer alan kurumlar, yapılar ve alanlar şunlardır:

“Okul ve Tatbikat Bahçesi, Öğretmen Evi, Halk Odası,Köy Konağı, Konuk Odası,Okuma Odası,Konferans Salonu,Otel, Han,Çocuk Bahçesi,Köy Parkı,Telefon Santralı ve Köy itfaiyesi, Radyolu Köy Gazinosu,Ebe ve Sağlık Kurucusu,Tarım başı,Hayvan Sağlık Kurucusu,Sosyal Kurumlar,Ziraat ve Et İşleri Müzesi,Gençler Kulübü,Hamam, Etüv Makinesi,Köy çamaşırhanesi,Cami,Revir,Kooperatifler,
Köy Dükkanları,Spor Alanı,Damızlık Tavuk, Tavşan ve Arı İstasyonları,Damızlık Ahır,Kanara,Mandıra,Değirmenler,
Fabrika,Asri Mezarlık,Hayvan Mezarlığı,Kireç, Taş, Tuğla ve Kiremit Ocakları,Yonca ve Hayvan Pancar Tarlası,Koruluk,Köy Gübreliği,Fenni Ağıl,Pazar Yeri ve Köy Zahire Locası,Aşım Durağı,Panayır Yeri ve Selektör Binası.”
Projenin evrenselliğine bakınca, yerel seçimlere girdiğimiz iki aydan beri Televizyonlarda bağıran siyaset adamlarının sözleri sanki hiç diyesim geldi içimden. 
Neyse !
Okuduğum bir kitabın yazarı, aynen şöyle diyordu: Çağdaş ve Kurumsal ilerleme stratejilerinde, vicdan eksikliği bulunanlara yetki verilmemesi gereğini hatırlatırım. 
Bu sözü, aslında tüm insanlığa hümanist, çağdaş, sevgi dolu ve birleştirici bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. 
Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günler hepimiz için önemli. Sandık başına mutlaka gitmeli ve mutlaka oy kullanmalıyız. Mahallemizi ve kentimizi yönetecek adaylar için, oy kullanma hakkımızı bir kez daha göstermeliyiz. Yurttaşlar olarak yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan ne kadar etkilendiğimizi, sınır komşularımızla ve dünya Ülkeleriyle ne kadar barışık ilişkiler içinde bulunduğumuzdan ne anladığımızı da bizi yönetenlere de anlatabiliriz. Bizi nasıl yönettiğinizi anlayınız lütfen, ben bu Ülkenin yurttaşıyım, ülkem için çalışıyorum, üretiyorum, askerlik yapıyor, vergimi veriyorum, nasıl ve kime oy vereceğimi de ben karar vereyim diyebiliriz. Siz kimi söylerseniz söyleyin ben, en iyi çalışacak muhtarın kim olacağına, ilçemin ve kentimin yaşam tarzında demokrasiye, hukuka, insan ve hayvan haklarına saygılı, yerel gelir kaynaklarını bu yönde ve daha adil kullanacak, kibirsiz, etrafında yalaka barındırmayan, halkıyla iç içe bulunacağına inandığım, mali ve ekonomik çalışmalarında hesap verebilecek kadar şeffaf olacağını düşündüğüm insanlara oy vereceğim diyebilmeliyiz. Kısacası; liyakatli, dürüst, kişiliğine güven duyduğumuz, insanların seçimini yapabilmeliyiz. Evimizin gereksinimi olan gıda vb. ürün alışverişi yaparken ürünün kalite seçimini yapıyorsak, içinde yaşadığımız yörenin, beldenin, kentin yönetimine getireceğimiz yöneticilerin seçimini yaparken daha dikkatle ve özenle davranmamız gerektiğinin farkında olalım. 
Yazımın girişinde sözünü paylaştığım yazarın bilimsel, çağdaş ve hümanist görüşünden hareketle, Yönetimlere getireceğimiz kişilere yetki vereceğimizi ve görevlendirme yapacağımızı anlamak zorundayız. Siyasal partilerin kurumlarına, kişilerine küserek oy kullanmamayı asla düşünmeden, Kurumsal anlayışımız ve sağ duyumuzun ve vicdanımızın sesine uygun hareket ederek, bu işe kim layık ise kriter belirleme yetkimizi ondan yana kullanmalıyız. 
Başkalarının güdümüne ve dümenine gereksinimimiz olmamalı. Çünkü; geleceğimiz için vicdanımız bizim için önemlidir, erdem ve onurumuzdur. 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün,” Cumhuriyet, ahlâkî fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık, korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir. Aradaki farkı iyi anlayınız ” sözünün hepimiz için ışık olması dileğiyle!

( * ) ATATÜRK’ün bizzat kendi çizdiği kroki ve bu krokinin İdeal Cumhuriyet köyü olarak görselleştirilmiş halini görüyorsunuz.

Görüntünün olası içeriği: iç mekan
Yorumlar

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir