Anayasamızın 3. maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür”. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması, Devletin “üniter devlet” olması anlamındadır. Üniter devlet düzeninde, tek bir Anayasa, tek hukuk düzeni vardır. Ulus (millet) unsuru da bölünmez bir bütündür. Laik Cumhuriyetimizin kurucuları tarafından oluşturan Ulus kavramında, bu topraklarda birlikte yaşayacak olan biz yurttaşların din- mezhep, dil, etnik grup ve diğer bakımlardan ayrıma tabi tutulmadığını, egemenlik yetkilerimizin kullanılmasında bu farklılıkların gözetilmediğini, tüm vatan sathında egemenliğin tek ve bölünmez bir bütün olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bütün bunları birleştirdiğimde, Üniter yapıyı korumada en temel faktörün,
“Ulusal bilincimiz” olduğu ortaya çıkıyor. Doğu, güney, kuzey ve batılısıyla, hepimiz bu Ulusunun eşit yurttaşlarıyız. Bu Ulusun adı da Türk Ulusudur. Ulusumuzun bir parçası ve ona bağlı olma ülküsünü vererek, bu güzel Vatan topraklarını sonsuzluğa kadar yaşatacak olan en temel faktör Ulusal bilincimiz sayesinde olabilir.
Gelenek ve göreneklerimizin farklılığı ve kültürel zenginliklerimizin çeşitliliği, Ulusal ortak zenginliğimizdir. Bazı siyaset adamlarının, kendi kişisel çıkarları ve bekaları uğrunu her fırsatta sarf ettikleri pervasız söylemlere inanıp, ayrıştırma ve ötekileştirme çabalarına kulak asmayalım, saflarına katılmayalım. Ülkemiz içindeki farklılıkları paylaşıp çoğaltmak yerine, bu farklılıkları öne çıkarıp ayrıcalıkları derinleştirmek, Ulusumuza asla yarar getirmez. Bu kötü çabaların dünyada pek çok örnekleri yaşanmıştır. Tarihten anımsadığımız Kore, Hindistan, Pakistan ve Vietnam’da yaşanan olaylar sonunda, bölünme ve Halkların yaşadığı acılar görmezden gelinebilir mi? Ya 1990’lı yıllarda Yugoslav halkının yaşadığı acılar ve kayıplar! Dünyanın emperyalist aktörü Amerika’nın ve onun işbirlikçileri olan İngiltere ile Almanya ve Fransa’nın, Avrupa Üniter Devletlerinden Yugoslavya’nın parçalanarak emperyalizmin vahşetine kurban edilmesiyle, küçük devletlere bölünmesini nasıl unutabilir ki! O halde;
Üniter Devlet yapımızı, O’nu biz yurttaşlara bahşeden laik Cumhuriyetimizi ve Ulusal bilincimizi koruyalım. Mutlu yaşamak, ancak paylaşıldığında değerlidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed ne güzel söylemiş: “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.”

