İnsan, taşıdığı gövdenin dışına düşünceleriyle çıkmalı ve çevresinde olup bitenleri görebilmelidir. Aksini yaşayan düşünce, kendisi dışındakileri görmeyen ama, sadece kendini taşıyan bir hamaldan farkı olamaz. 1200’lü yıllarda yaşayan Hz. Mevlana’nın bir şiirinde geçen dörtlüğün etkisinde kalarak, zaman zaman bu saygın düşünürü anımsıyor, yazdıklarını okumaya ve anlamaya çalışıyorum.
Etkisinde kaldığım en güzel şiiriyle, insanlığa yol gösterici, hem uyarıcı, hem de ikaz edici nicelikte önemli mesajlar iletiyor Hz. Mevlana:
“Kimi haram helal demedi yedi içirdi,
Zengin olanlar malın ölçüsünü kaçırdı.
Fakir olan dert ile hayatını geçirdi,
Ben ne insan gördüm, üstünde elbise yoktu,
Ne elbiseler gördüm, içinde insan yoktu.”
Ben bu dörtlüğü, yanı başındaki ovaya açılan ahşap evin küçücük penceresinden bakarcasına, düşünce ufkumuzu genişçe alanlara taşıyıcı, dokunan sıcaklığıyla hoş olduğu kadar, düşündürücü ve çok anlamlı buluyorum.
Yaşadığımız dünyanın geçici kullanıcısı olduğumuzun farkında olarak, sahip olduğumuz olanakların hayalini dahi kuramayanların varlığını unutmamalı ve olanaklarımızı yoksullarla paylaşımcı olmaya özen gösterebilmeliyiz. Sekiz yüz yıl öncesinin çok değerli insanı merhum Hz. Mevlana, bu güzel şiiriyle biz okurlarına en ateşli hümanizm duygular aşılarken:
– İki aylık bebeğinin karnını doyuracak kadar süt üretemeyen aç anneleriniz,
– Hastaneye götürülürken yolda ölen ve babasının sırtındaki çuval içerisinde köye dönen çocuklarınız,
– Ekmek uğruna yer altında çalışırken, şirketi tarafından güvenliği alınamadığından dolayı göçük altında can veren maden işçileriniz ve diğerleri olmasın mı demek istemiştir.
Evet.
Öyle düşünmeli ve öyle anlamalıyız !

