Büyük oyun, darbe.
Genel

Büyük oyun, darbe.

Wikileaks belgelerine dayanarak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ortaklarını yazmıştık.

Erdoğan Nakşilerin siyasetteki temsilcisi,

Hükümetin gizli ortağı Gülen ise Nurcuların temsilcisi.

Amerikalı, hükümeti; dinciler, pragmatikler, milliyetçiler diye de üç kısma ayırmışlar.

Bu ortaklıklar yönetti ülkeyi.

Türk Silahlı Kuvvetlerini, hedeflerine oturtmayan bir cemaat gösterilebilir mi Türkiye’de?

Geçmiş uygulamaları yoluyla cemaat mensuplarını, dinci akımları TSK’ya sokmayan eski yönetim Balyoz, Ergenekon gibi senaryolarla ordudan uzaklaştırılmıştı.

Bu uzaklaştırmalara üniversitelerde görevli dekanlar, öğretim üyeleri, yazarlar, bilim insanları da dâhil edilmişti.

Hemen hemen hepsi polis tarafından bir gece vakti, sabaha karşı derdest edilerek götürülüyordu, ekranlardan canlı izletilenler de oluyordu.

Sonuçta uzun tutukluluk yaşayan ordu mensuplarının ordudan ilişikleri kesildi, yıllar sonra suçsuz bulundular, çok azı görevlerine döndü. Fakat ordu büyük kayıp verdi, moralmen çöktü.

Sonra denildi ki bu işi Gülen, yani paralel devlet yapılanması organize etti. Ve bu defa paralelci subaylara, generallere yönelik tedbirler alınacağı duyuruldu.

Cümlenin sonunu bir daha yazalım; “duyuruldu”.

Nasıl duyuruldu?

Elbette ki basın yayın, yayım yoluyla.

Hâlbuki suçluyu yakalamak için duyuru yapılmasına ihtiyaç yoktur, ha keza, duyuru yapılması suçluyu harekete geçirir.

Ve öyle de oldu.

İfadelerden yansıdığına, beyanlara göre bu paralelci örgüt YAŞ öncesi, 15 Temmuz gecesi, faaliyete geçti.

Emir subayları, generalleri esir aldı.

Çoğu yerde assubayların canlarını ortaya koymasıyla, darbe kısa sürede bastırıldı,

Olaya karıştığı belirlenen kişiler polis tarafından, kimisini de askerlerce polise teslim edilerek, kelepçelendi, ifadeleri alındı, ekranlardan darp edilmiş fotoğraflarını gördük, görüntülerini izledik.

15 Temmuz darbe girişimine karışanlara, Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda uygulanmayan bir yöntem uygulandı.

Darp edilmiş vücutlar ve ifadeler!

Ne Ergenekon’da ne de Balyoz’da darp edilmiş vücutlar görmedik.

Fakat nedense bunda gördük!

Dünya bir global (küresel) köy, deniliyordu siyasetçilerce, geçmiş 10 yılda.

Ve dünya denilen koca köye bu fotoğraflar servis edildi.

İnsan, sonuçta vahşilik etse de bir candır.

Cebir, şiddet karşısında acizdir en nihayetinde.

Bu tür görüntüler niçin dünya kamuoyuna servis edildi?

Asıl soru buradadır ve üzerinde çokça düşünülmesi gerekir.

Velev ki yapıldı, bu görüntülerin gizli olması gerekmez miydi?

Yoksa burada da bir ileri oyun mu sergileniyor?

Bu oyunu kim sergiliyor?

Altında “imdat çığlığı” yatan bir cinlik mi var?

Bu darbe esas olarak TSK’ya yapılmış görünmekte.

Türk Askeri şehirlere çıkamıyor, kışlalara hapsedilmiş halde.

Esirler dışarı çıkamaz!

Büyük oyun, darbe.

Nizamiyelerin önünde içi kum dolu kamyonlar, iş makineleri, tankerler.

Özel Kuvvetler ele geçseydi, diğer yerlerde karşı duruşlar olmasaydı askerlerce, muhtemelen darbe gerçekleşir ve bugünkü iş makinelerinin idarecileri şimdi onların önünde el-pençe duruyor olmazlar mıydı?

Geçmişin hükümet ortağının, hükümet edenle birlikte içine soktukları, terfi ettirdiklerine karşı darbeyi önleyen bir silahlı kuvvetin onurlu mensuplarına, bunların yapılması sizce normal mi?

Büyük oyun, darbe.

Bugün Nizamiyelerinde iş makineleri ile yolu kapatılan Kışlalar, oraya dinci yapıları sokanlardan bence çok çok masumdur.

Resmi görevli bireyler, devlet adına işlerini kanıtlar ile yürütmelidir. Kanıt, delildir. Türkiye Cumhuriyeti Devletine, küresel köy karşısında kaldıramayacağı yükler yüklememelidir.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir