Nüfus bilimi, Demografi’nin inceleme alanı:
1. Doğumlar,
2. Ölümler,
3. Göçler,
4. Yaş,
5. Cinsiyet,
6. Evli-bekâr,
7. Geçim,
8. Gelir durumu,
9. Eğitim düzeyi,
10. İnanç,
11. Yaşlanma,
12. Etnik yapı vb. çalışmalar, tespitler bu bilim dalı tarafından yapılmakta.
Nüfus biliminden elde edilen veriler; siyaset, sağlık, eğitim, imar, sanayi, ekonomi gibi alanlar tarafından değerlendirilerek ileriye dönük devlet politikalarına yön verilmekte, uluslararası kuruluşlarca da takip edilmekte.
Ortak geçmişe dayalı olarak, ileri kültür düzeyine ulaşan insanlar, devlet meydana getirirler.
Devletler açısından bakıldığında; genel itibariyle ulusal kültürle bütünleşik bir demografik yapı söz konusudur. Bir devletin değişik bölgelerine göre demografik farklılıklar göstermesi, köy-kent yaşamının doğal bir sonucudur ve bu durum devlet için kontrol edilebilir, yönetilebilir niteliktedir. Ancak, ortak geçmişe sahip olunmamanın yanı sıra, ortak gelecek vaat etmeyen, ortak kültüre dayanmayan aşırı dış göçler; göç alan ülke içerindeki nüfus yapısını bozmanın yanı sıra barınma, istihdam, okul, iaşe, güvenlik, sağlık, adalet, belediye hizmetleri gibi alanlarda mevcut toplumun yaşam kalitesini bozacak düzeye ulaşabilir.
Demografik yapılarda önemli değişikliklere sebep olan göçlerin en büyük nedeni savaşlar ve yaşanılan ülkedeki iktidardan gelen zulümlerdir, diyebiliriz… Normal hallerde bir insanın başka bir devlete gidişi kültürel hazırlık ve kişisel bir plan dâhilindedir.
Günümüzde yaşanan göçlerin temelinde; küresel güçlerin dünyaya hâkim olma isteği yatmakta. Ve göç hareketinden en çok da Türkiye etkilenmiş, 3 milyon civarı Suriyelinin yanı sıra, Afganlı, Pakistanlı, toplamda 4 milyon sığınmacı, kamplarda ve yurdun değişik yerlerinde.
Küresel güçler;
Meydana getirdikleri küresel (hastaneler, alışveriş merkezleri, otomotiv, silah, ilaç, gıda, giyim, teknoloji, akaryakıt…) şirketleri dolayısıyla Dünya ticaretini kontrol altına almış olan özellikle de Yahudi ve Hristiyan inancına sahip insanların; ticaretin ötesinde olarak, gelişmemiş ülkelerdeki ulus devlet sistemini ortadan kaldırarak, sözde tüm insanlığın yararına, olası savaşları, terörü sonlandırmak, Dünya Vatandaşlığı savıyla,
Projelerini gerçekleştirmek için hedef ülkelerde avladıkları insanları; eğiterek, geleceğe hazırlayıp, basın ve yayınları yoluyla onları destekleyip, ön plana çıkartarak, hedef ülkede geçmişte yarattıkları istikrarsız gidişatı sözde ortadan kaldırıcı, adeta birer kurtarıcı, kahraman rolüne büründürerek, hedef ülke vatandaşlarını hassas duygularından yakalayıp, yollarında ilerlemekte.
Uzun vadeli planları işletmek için; maruz kalanlarca normal yaşamda sonradan hissedilen, değiştirilmesi güç değişiklikleri zamana yayarak hedef devleti kökten değiştirebilecek nitelikte, planlar…
Girdikleri ülkelerin milli ve dini değerlerine, kültürüne oldukça saygılı, yardımsever görünüyorlar, ilk başlarda.
1’inci Dünya Savaşı sırasında boş durmayıp, özellikle de 2’nci Dünya Savaşı sırasında/sonrasında Rusya’yı, Almanya’yı kontrol altına almış olan Amerika; geliştirmiş olduğu “Ilımlı İslam, Yeşil Kuşak İslam” projeleri ile de İslam inancının çoğunlukta olduğu ülkelere bariz şekilde ağırlığını koymuştur. Türkiye’de bulunan İlim Yayma Cemiyeti, kurulduğu 1951 yılından itibaren, bu konuda önemli görev (misyon) üstlenmiş, Türk çocuklarının Amerika’da öğrenim görmelerini tavsiye etmiş. Cemiyet üyeleri; çocuklarını, Amerika başta olmak üzere, Türkiye’de halifelikten yana olan İngiltere’de ve Türkiye’ye yönelik, İslami rejim taraftarlarına kucak açmış Almanya’ya öğrenime göndermiş; Cemiyette yer alanların soydan gelen, derin, yabancı yakınlıkları ise; Osmanlı döneminde açılan yabancı okullara kadar uzamakta.
Günümüzde yaşanan, Türkiye’nin demografik yapısını bozmaya aday göçleri tetikleyen uluslararası projelere bakalım;
Sırasıyla; Yeşil Kuşak Projesi, Ilımlı İslam ve Büyük Ortadoğu Projesi
1. Yeşil Kuşak Projesi: Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski tarafından 1977‘de geliştirilen bir projedir. Yeşil kuşak projesinin amacı, İslam’ı komünizme karşı bir savunma olarak kullanarak, SSCB’nin petrol zengini Basra Körfezi civarında etkinlik sağlamasını engellemekti. SSCB’nin Afganistan işgali sırasında CIA ve Pakistan himayesinde mücahit güçler örgütlendi. Afganistan’da ekilen haşhaşın, eroin olarak dünya piyasasına sürülmesine göz yumuldu ve elde edilen gelirin işgale karşı kullanılması amaçlandı. Karşı saldırı amacıyla Afgan gruplara yoğun silah satışı yapıldı ve Pakistan’daki askeri kamplarda eğitim verildi. Bu gelişmeler Taliban gibi radikal dinci örgütlerin temellerinin atılmasını sağladı ve Ilımlı İslam ortaya çıktı. (1)
2. Ilımlı İslam: İslam ülkelerinde radikal İslami hareketlerle ilişkili istikrarsızlık ve bunun getireceği siyasi sonuçların, Amerikan ve Batı karşıtlığı hareketlerine, güvenlik zaafiyetlerine ve olası menfaat kayıplarına sebep olmasının önüne geçmek için ABD düşünce kuruluşlarında (1990’lı yılların ortalarında) geliştirilen modernist, protestan İslam yorumu.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki düşünce kuruluşları Ortadoğu’ya komünizm tehdidine karşı öne sürdükleri ve köktendinci İslamcıları destekledikleri Yeşil Kuşak Projesi’ni revize ederek yerine ılımlı İslam’ın desteklenmesi fikrini geliştirdiler. Buna göre ılımlı İslamcı grupların İslam coğrafyasında desteklenmesinin gerekliliği öne sürüldü. (2)
3. Büyük Orta Doğu Projesi:
Diğer adları;
– Genişletilmiş Ortadoğu İnisiyatifi
– Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Müşterek bir Gelecek ve İlerleme için Ortaklık. Kamuoyunda en çok kullanılan, BOP. Adı “Büyük” –ters algı- fakat küçülecek devletler… Hedef, 23 ülkede değişiklik.
Ege Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi Altuğ GÜNAL’ın “Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye” başlıklı araştırmasında, konu şu şekilde ele alınmakta:
“BOP’un çıkış noktası, 11 Eylül saldırılarıdır. Bu saldırı, küresel terörizmin hangi boyutlara ulaştığını bütün dünyaya göstermesi bakımından da önemlidir. Bir başka önemi de, o güne kadar klasik yöntemlerle yürütülen küresel terörle mücadelenin bir işe yaramadığının anlaşılmasını sağlamasıdır. Çok bilinen bir uyarıdır: “Sıtmadan kurtulmak için sivrisinekleri öldürmek yetmez; esas olan bataklığı kurutmaktır.” Amerika geç de olsa bunu algılamış ve “terörist üreten bataklıklar nasıl kurutulur ”arayışları BOP’un doğuşunun temelini oluşturmuştur.
Önce bataklığın veya bataklıkların nerelerde olduğunun belirlenmesi gerekiyordu. Aslında görüntü çok netti. Gerek 11 Eylül 2001’de olsun gerekse bu tarihten önceki yıllarda olsun ABD’yi vuran tüm saldırılar, Vahhabilik’ten güç alan köktendinci İslamcı örgütlerin eseri idi. Bu örgütlerin yetiştiği bataklık ise, Amerikalılara göre, Moritanya’dan Endonezya’ya kadar uzanan ve 50’yi aşkın ülkeyi (7) kapsayan İslam coğrafyası idi. (Bir not düşelim. Vahhabilik: İngiliz ajanı Hemper tarafından, 14 yaşındayken tanıştığı Muhammed bin Abdulvehhab’a 1737 yılında kurdurulmuş bir dini akım, mezhep.)
Bu bağlamda, ABD yönetimlerine ve CIA’ya stratejik arge hizmeti veren “RAND Cooperation” adlı bir düşünce (think-tank) kuruluşu tarafından, “Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler” başlıklı 88 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırlanarak Bush yönetimine sunuldu. “İslam ve Müslümanlar, Batı demokrasisi değerlerine ve küresel düzene uyumlu hale getirilemezse, medeniyetler çatışması olasılığının yüksek olduğu” tezinden yola çıkılan bu raporda, İslam coğrafyasının nasıl denetim altına alınacağına dair bir strateji öneriliyordu.
Bu rapora göre İslam dünyasında dört faklı görüş birbiriyle çatışma halindedir.
Raporun saydığı çatışma halindeki farklı görüşler, köktendinciler, gelenekçiler, modernistler ve laikler olarak sıralanır.
Köktendinciler: İslam’ın şiddetten kaçınmayan, yayılmacı ve saldırgan yorumunun temsilcileridirler. Demokratik değerleri ve Batı kültürünü reddederler. Batı’ya, özellikle ABD’ye, düşmanlık hisleri beslemektedirler. Katı İslam yasa ve ahlak değerlerini uygulayacak otoriter bir devlet yönetiminden yanadırlar. Geçici taktik düşünceler hariç, bu grubu desteklemek bir seçenek olamaz.
Gelenekçiler: İslam dininin kurallarına sadakatle bağlı olmakla birlikte, saldırgan ve şiddet yanlısı değildirler. Köktendincilere kıyasla daha ılımlı görüş taşırlarsa da, çağdaş demokrasileri ve Batı değerlerini gönülden kucakladıkları söylenemez. Bu gurup da, demokratik İslam’ın örneği ve geçiş vasıtası olmak için uygun düşmez. Bu grupla ilişkilerde, barışçı bir görüntü vermek en iyisidir.
Modernistler (Ilımlı İslam): İslam’ın günümüzdeki katı anlayış ve uygulamalarında kapsamlı değişiklik yapılması konusunda eylemli bir arayış içerisindedirler. Hz. Muhammed dönemindeki uygulamaları değişmez esas olarak kabul etmekle birlikte, o günlere ait sosyal ve tarihi koşulların bugün artık geçerli olmadığının da farkındadırlar. Temel değerleri; bireysel vicdanın üstünlüğünün yanı sıra, eşitlik ve özgürlüğe dayalı toplum anlayışıdır. Bu değerler çağdaş demokratik esaslarla bağdaşmaktadır. İslam dünyasının, küreselleşmenin bir parçası olmasını da arzu ederler. Bu nedenlerle ılımlı İslam, demokratik İslam’ın örneği ve esas vasıtası olmak için en uygun olanıdır.
Laikler: Batı demokrasileri tarzında “din ile devlet işlerinin ayrılması”ndan yana olup, din olgusunu kamusal alandan özel alana indirgemişlerdir. Politika ve değerler açısından Batı’ya en yakın olan gruptur. Bu olumlu özelliklerine karşılık, genellikle yarı demokratik görünümlü otoriter bir yapıyı esas alan laik guruplar, çoğunlukla solcu ve saldırgan milliyetçi ideolojileri benimsemişlerdir. Bu nedenle de ABD’yi dost olarak görmez; hatta içlerinde aşırı ölçülerde Amerikan düşmanlığı besleyenler bile vardır. Ayrıca İslamcı kitlelerce sözü dinlenebilir bir grup da değildirler. Bu nedenlerle laikleri sürekli müttefik olarak kabul etmek uygun olmaz.
İslamcı gurupların genel karakteri birer birer incelendikten sonra Raporda, Amerika’nın İslam’ı kontrol altına alması için neler yapması gerektiği maddeler halinde şöyle sıralanmıştır (özetle):
• Önce ılımlı İslam’ı destekle. Bu kapsamda; özellikle mali destek sağla, liderlik modeli oluştur ve bu modele uygun liderler yarat.
• Gelenekçilerin kusurlarını eleştir, ancak onları kökten-dincilere karşı destekle.
• Köktendincilerle mücadele et. Bu kapsamda; yasadışı faaliyetlerini açığa çıkar, yaptıkları şiddet eylemlerinin olumsuz sonuçlarını gündeme taşı, kahramanlaştırılmalarını önle.
• Seçici bir şekilde laikleri destekle. Bu kapsamda; köktendinciliğin ortak düşman olarak algılanmasını teşvik et, milliyetçilik ve solculuk temelinde ABD karşıtı güçlerle bağlaşma oluşturma heveslerini kır.
Raporda Türkiye’ye yönelik değerlendirmeler de var.
Örneğin: Köktendinci gruplar arasında Almanya merkezli “Kaplancılar” da sayılıyor. Fethullah Gülen Ilımlı İslam’ın en önde gelen liderlerinden biri olarak sunuluyor ve Gülen’in bilgecilikten (sofizm) kuvvetle etkilenmiş felsefesinin, farklılıklara hoşgörülü yaklaşmayı ve şiddeti dışlamayı esas aldığı ve özellikle gençleri çektiği ifade ediliyor. Türkiye’nin İslam Dünyası’nın en başarılı ülkesi olduğu ve bu gelişmesini laiklik anlayışına borçlu olduğu; ancak Kemalizm, milliyetçilik, vb. akımlar nedeniyle aslında laiklerin ABD’ye çok olumlu bakmadıkları da raporda yer alıyor. Son olarak da, mevcut siyasi yönetim altında Türkiye’nin Ilımlı İslam için iyi bir model oluşturduğu saptaması yapılarak, bu konuda Türkiye’deki iktidarın desteklenmesi gerektiğinin altı çiziliyor.” (3)
Video:
***
Kapitalistlerce işgal edilmiş topraklar üzerinde yeniden bir devlet kurmayı başarmış olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının meydana getirmiş olduğu laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bir Afganistan, bir İran gibi rejim değişikliğine uğramadan; bir Irak, bir Libya gibi dağılmadan; Suriye veya Mısır gibi iç savaşa sürüklenmeden bulunduğu bölgede halen olabildiğince bir istikrar abidesi ve Türk halkı, kültürel düzey olarak diğerlerinden oldukça yüksek seviyede. Bulunulan seviyenin yükseltilerek, gelişmiş devletlerle yarışı ise; Türkiye’yi yönetenlerin omuzlarında olduğu kadar; esas olarak, seçme ve seçilme hakkına sahip halkın, yabancılarca da tespit edilmiş, ortadan kaldırılmak istenen değerlerine sımsıkı sarılmasına, sahip çıkmasına bağlı.
Dipnotlar:
(1) https://tr.wikipedia.org/wiki/Ye%C5%9Fil_Ku%C5%9Fak_Projesi
(2) https://tr.wikipedia.org/wiki/Il%C4%B1ml%C4%B1_%C4%B0slam
(3) http://web.archive.org/web/20111111192225/http://eab.ege.edu.tr/pdf/4/C4-S1-2-%20M15.pdf