05 Mayıs 2008 tarihli yazımızda Demokrasi ile bağ oluşturduğumuz assubayların 1.derecenin 4. kademesine düşürülme işlemi (içi boş olarak) günümüzde sonuçlanmış olsa bile demokrasiye yönelik tespitlerimiz halen geçerli.
***
Demokrasi de ne?
Ülkemizdeki Cumhuriyet idaresi Demokrasi ile anlam kazanmaktadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda bir ülkede Demokrasi yoksa hukuk ve insan hakları da yok anlamı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Pek çok işlevi olmasına rağmen, Demokrasinin en önemli işlevlerinden birisi, halk tarafından seçilen milletvekillerinin hür iradeleri ile ülke amaçları için çalışabilmelerine olarak sağlıyor olmasıdır. Bunun yanı sıra başka bir özellikse; halkın da örgütlenerek verilen sözlerin yapılması için siyasilere baskı oluşturuyor olabilmesidir.
Tam bağımsızlığa ve millet egemenliğine düşkün olan Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de hayata geçirdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi, demokrasinin teminatıdır.
Demokrasilerde yasama, yargı ve yürütme ayrı erkler olsa de her birisinin nasıl işleyeceği halkın vekillerince meclislerde kanunlaşmaktadır. Meclisler; fikir üretilen ve kanun yapılan yerler olması bakımından demokrasi ile yönetilen ülkelerin en önemli yerleridir.
Bu önemli yere seçilen insanları ülkede yaşayan her insan seçmektedir. Pek çok siyasetçi tarafından, demokrasi istismar edilerek seçmenlere çok çeşitli seçim rüşvetleri dağıtılıyor olsa da; oy verirken kimse: ‘sen şusun, busun’ diye, oy hakkından mağdur edilememektedir.
Halkın oyları ile meclise gönderilen milletvekillerinin birinci görevi: Ülkede yaşayan insanların onurlarını korumak, insanca ve çağdaş bir şekilde yaşamaları için gerekli düzenlemeleri yapmaktır. Burada yapılan düzenlemeler, yürütme erki tarafından sahada uygulamaya konulur. Uygulamadan doğan ihmaller de yasama erki tarafından değerlendirilir.
Seçim rüşvetleri hariç olmak üzere; her şey yukarıdaki gibi uygulanması lazım gelir demokrasilerde.
Ancak ülkemizdeki demokrasi uygulamalarında bazı sıkıntılar mevcuttur. Halkın seçip meclise gönderdiği vekillerinin iradelerinin özgür olmadığı yönünde yaygın bir kanaat mevcuttur ülkemizde. Bu kanaati pekiştirici son bir hadise oldu 17 Nisan’da TBMM’de. Şöyle ki; öğrenim seviyesi ülke ortalamasının üzerinde olan, belli bir bilince sahip assubayaların demokrasiye uygun düşmeyen mağduriyetlikleri malumlarınızdır.
Assubayların mağduriyetliklerini ‘’Assubayalrın Anayasal ve İnsani İstekleri’’ başlığı altında sıralamıştık. Sıraladığımız konular içerisinde olan, assubayların 1.derecenin 4. kademesine düşürülmeyen Tek Türk olma konusu 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM’de çözüme kavuşmuştu.
Assubaylar da ¼’üncü kademeye hak kazanmışlardı ki ne olduysa ondan sonra oldu.
Assubayların söz konusu kademeye hak kazanmalarından rahatsız olanlarca 16’sı akşamı acilen toplantı düzenlenmiş olsa gerek ki, 17 Nisan 2008’de konu TBMM yeniden görüşüldü ve bir gün önce verilmiş olan hak, bir gün sonra geri alındı.
TBMM’nin imajı yerle bir edilmiştir. İrade meclisin elinde olsaydı sonuç bu olur muydu? Takdir kamuoyunun… Bütün mesele demokrasiyi özde özümseyebilmekte… 05 Mayıs 2008