DEVLET MALININ ACIKLI SATIŞ ÖYKÜSÜ
Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

DEVLET MALININ ACIKLI SATIŞ ÖYKÜSÜ

Kendisini yakından tanıdığım ve çok saygı duyduğum biri. Avukat S….. bey ! Yurtseverliğine ve güvenilir kişiliğine hayranım. Avukatlık mesleği yerine, Ege’de üye sayısı on bine varan bir Kooperatif ortaklığının direktörlüğünü yapmaktadır. İşletme yönetiminin işle ilgili girişimlerinde doğrudan hukuksal yönlendiricisi, danışmanı ve aynı zamanda Yönetici. Kendisiyle ilgili sohbette, Amerika’dan 3,5 milyon dolara bir arazi aldıklarını ifade etmişti gülümseyerek. Sonra da bu alım işini ” bir özelleştirme hikayesi ” olarak şöyle aktarmıştı.

İzmir’de TEKEL İşletmelerine ait bir arazi. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, 14 dönümden oluşan bu arazi içerisinde inşa edilmiş ve her katında 2000 metre karelik kapalı alanıyla beş kattan oluşan bir depo bulunmaktadır. Tekel Tütün ve Yaprak depoları.

Şehrin tam merkezinde, Pınarbaşı’nda. Ticari ve ekonomik değeri yüksek işletme binalarıyla komşu durumda. Yani; her tarafında fabrika ve üretim tesisleri bulunan sanayi bölgesinde, çok değerli bir yer. Özelleştirme çalışmaları kapsamında önce yandaş bir şirkete 800 bin dolara satılıyor. Bu yandaş şirket, bir yıl sonra USA – Amerikan şirketine tam 1 milyon 800 bin dolara satarak, 1 milyon dolar kazanıyor. ” Yerli malı, yurdun malı – herkes onu korumalı ve kullanmalı ” türkümüzden aldıkları ilhamla, iki yıl sonra 3,5 milyon dolara Amerika’lılardan satın aldıklarını gururla anlatmıştı. Kendilerini kutlamıştım.

Devletin elindeki yerli malımızın satışından; Devletin kasasına 800 bin dolar gelir sağlanmış. Alan yandaş, 1 milyon dolar gelir sağlamış, elin Amerika’lısı da 1 milyon 700 bin dolar kazanmış. Bu durumda Devlet 2 milyon 700 bin dolar zarara uğramış olduğunu kolayca anlayabiliriz.

. Alım ve satış evrelerine tanık olduğum bir özelleştirme öyküsüydü anlattığım. Devlet mallarının ” özelleştirme ” programı adı altında, işin özünün nasıl da çıkar uğruna yok edildiklerinin acıklı öykülerinden biriydi. Umarım, diğer özelleştirme uygulamalarında Devletin bu tür dolandırmaya maruz bırakılmamıştır. 
Yalana, talana, yolsuzluklara ve hırsızlıklara karşı gerekli önlemleri almak, yasaları gerektiğince uygulamak İdare’nin görevleri arasındadır. Son on beş yıla dönüp baktığımızda hiç de öyle olmadığını, bazı Bakan ve Milletvekillerinin, üst düzey bürokratların bu işlere adının karıştığına hepimiz tanık olduk. Hatta, bu olayların suç dosyalarının T.B.M.M.nden geri çevrildiğine de. Biz yurttaşların unutmaması gereken en önemli olayların, hepimizin hatta gelecek kuşaklarımızın da haklarını ve ortak yararlarını çalan, gasp eden, halkın yoksullaşmasına neden olan bu tür olaylar olduğunu değerlendirmeliyiz. Haklarımızın, hukukumuzun ve adaletimizin yok olduğu vatanda, yoksulluğumuz hep sürecektir. Karşı durabildiğimiz ölçülerde sosyal refah düzeyimiz ve kalkınmışlığımız da o oranda yükselecektir. 
Bu öyküden anladığım buydu. Teşekkürler !

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir