Toplumumuzu ayakta tutacak asıl temel dayanakların başında, adalet duygusu gelir. Bu duygu bir kez yara aldı mı, demokrasinin temelleri de sarsılmış demektir. Adalet, bağımsız mahkemeler aracılığıyla dağıtılırsa toplumun birlikte var olma duygusu güçlenir. Yargıçları yok sayan siyasal iktidar, bundan sonra silah yoluyla adalet dağıtacaktır.
(Cumhuriyet. 30 Ocak 1976, Silah ve Adalet.) Uğur MUMCU
*****
Ülkemizin bu gün geldiği nokta, kırk yıl öncesinde yaşadığı acıların nedenini anlayan ve paylaşan değerli insan merhum Uğur MUMCU çok önemli konuya işaret ediyor. Hak ve adaleti, yani hak ve adaletin anasını, hukuku !. Devletin ve toplumun hukuka sahip çıkması ve savunması gerektiğini anlatıyor. Hukuk yoksa eğer, Ülkede dirlik de, düzen de olmayacağını vurguluyor. Çağdaş bir toplum olabilmemizin asıl yolunun adalet dağıtan, bağımsız hukuk sisteminin, kurumsal yargının tesis ve çalıştırılmasından geçtiğini söylüyor. Ülkesini ve Ulusunu seven her insan, sanırım bu düşüncenin önünde saygıyla eğiliyordur.
1950’lerden beri Ülkemizi yöneten iktidar sahiplerinin hemen hemen hepsi, kişisel hırs ve çıkarlarını hep önde tutup, dolaylı yollarla hukuku yok sayıp, Devletin hak ve adalet dağıtma sistemine önemli ölçüde zarar vermişlerdir. Onlar için hak ve adalet yerine, huzur için madde ve varlıklar önde gelmiştir. Bu zihniyete göre, bal tutan parmağını yalaması gerekir, dolayısıyla balı da onlar yemelidir. Devlet malı denizdir. Devletin olanaklarını kullanmak, makam imtiyazlarından yararlanmak da, en akıllıca ve doğru davranıştır. Çağdaş kafayla ve adalet duygusuyla çalıştıklarında, denizden yararlanamayacaklarını, hatta ” domuz ” dahi olabileceklerini düşünmüşlerdir. Halkın yararları, çok da fazla önem arz etmemiş, Ülkede kurumsal demokrasi ve halkın geleceğe dönük yatırımlardan uzaklaşıldığını düşünmek doğrudur kanaatindeyim. Ülkenin bütünlüğü, demokrasisi veya vatanın tehlikeye düşebileceği konumları dikkate alınmamıştır. Sürekli demokrasiye karşı yapılan darbeler bu düşünceme kanıttır. Kişisel çıkarların ön planda tutulduğu, akraba ve yandaş kayırmaların hep yapıldığı da düşüncelerime destektir. Son olarak da 15 Temmuz’da yaşadığımız darbe girişimi. Devlet yönetimimizin ve demokrasimizin tehlikeye sokulduğu son an olmasını diliyorum. On yıldır törpülenen hak ve adalet mekanizmamızı işlevsiz bırakanlar, 15 Temmuz’da Türk Ulusunun geleceğine sabote etmeye kalkıştıklarını gördük. Bu kalkışmayı, hukuk tanımamazlığın, adaletten uzaklaşmanın sonucu olarak değerlendirmek gerekir. Cumhuriyetimize karşı yapılan bu kalkışmanın anası da, babası da hukuksuzluğun taa kendisidir.
Sonuç olarak; Vatan da, Devlet de hukukla ayakta duracaktır. Ulusumuzun iç ve dış güvenliğinin tesisi, halkımızın mutluluğunun güvencesi hukuktur. Bu güzel yurdu, hepimiz için ilelebet birlik ve dirlik mekanı olarak görüyorsak, birlik ve beraberlik içerisinde mutlu yaşamı hedefliyorsak hak ve adalet duygularımızı sağlamlaştırmalıyız, zedeleyici davranışlardan kaçınmalıyız. Yurttaş olarak toplum içi ilişkilerimizde, hep bu temelde yürümeliyiz. Ama, asıl büyük görev ve sorumluluk da bizi yönetecek olan iktidarlara düşmektedir. Çünkü; çağdaş ve evrensel hukuku oluşturmak ve kurumsal halde çalışmasını sağlamak gibi Devletimizin Anayasal görevi bulunmaktadır.
Hak ve adalet, hepimize sağlık, mutluluk ve refah bir yaşam getirecektir de ondan.
İ.Y./ K.yaka-07/2018

