Özel televizyon, özel radyo derken 1993 yılında internet ile tanışan Türkiye’de çok seslilik de böylece başlamış oldu.
Şöyle bir hesap edersek internetle tanışalı 15 yıl olmuş. Geçen bu süreçte insanlarımız interneti arkadaşlık, bilgi paylaşımı, araştırma aracı olarak kullanmaya başlamıştır.
Duygu ve düşüncelerini internet yoluyla paylaşan, ortak görüşte olan insanlar günümüzde kolaylıkla bir araya gelebilmekte.
Biz de, daha öncelerden hayatımızı girmiş ancak belli bir süre uzak kaldığımız interneti 12 Şubat 2005 tarihinden itibaren mesleki meselelerimizi ülke meseleleriyle bağdaştırarak, ortak noktada buluşma amacıyla kullanmaya başladık…
Kimileri ilk başlarda ne alakası var ülke meseleleri ile bizim meselelerimizin, derken sonradan bize katıldıklarını görmenin sevincini de yaşadık…
Bugünlere gelirken her birimiz elbette ki sıkıntılı anlar yaşadık. Hayatta ne kolay olmuş ki, bizim işlerimiz de kolay olsun. Bilinen yolda emek vermek, sabretmek ve her an ilk günkü şevkle dopdolu olmak başarının ilk şartı değil mi?
Gerek saha çalışması gerekse internet üzerinden sağlanan birliktelikler neticesinde gelinen noktada camiamız demokratik cumhuriyetin gerektirdiği bir olgu ile baş başa kalmış durumda.
Belki de tarihinde ilk kez böyle bir faaliyetle karşı karşıya… Yoğun emekler neticesinde Ankara İl Delege Seçimini kazanmış bir oluşum mevcut.
Bunun yanı sıra vakti ile oluşumun içinde olup sonradan desteklemediğini beyan eden, açıklayan insanlarımız da mevcut.
Hal böyleyken şimdi ne olacak?
Başlayan, kararlı bir şekilde devam eden ve kurumsallaşan her faaliyette yeni katılımlar olabileceği gibi, zaman içerisinde aynı amaca değişik yöntemlerle varmak isteyen insanların medeni bir şekilde hareketten ayrılmasının da doğal olduğunu düşünmeden geçemeyiz.
Birisi bay diğeri bayan, iki insanın sevgi ile bir araya gelmesinden oluşan kimi evlilikler dahi gün gelip ayrılıkla sonuçlanmıyor mu? Burada esas olan ayrılıktan sonra kişilerin birbirinin sırlarını ifşa etmemeleri değil midir? Medeni insanlardan da beklenen bu olsa gerek…
Gelmek istediğimiz nokta şudur; Her davada düşünceden kaynaklı yöntem farklılıklarının olmasını doğal karşılamalıyız.
Doğal olmayan; düşünce farklılığından kaynaklanan kendi yöntemlerini anlatmak, kurumsallaşmak, çoğalmak dururken; kısır çekişmelerle kişilerin hem kendilerini, hem de aynı amaç için farklı yöntem izleyeni yıpratmaya çalışması olsa gerek… Bunun kimseye, özellikle de hak arayan, mağdur insanlara bir yarar getireceğini beklemek mümkün mü?
İşte bundan gereklidir demokrasilerde çok partili sistem.
01.11.2008