Kıymetli olmak için makam gerek
Genel

Kıymetli olmak için makam gerek

Saygıdeğer, saygın bir kişi olmanın yolu gelişmemiş ülkelerde makamdan geçiyor.

Annesi, babası yoksulluk içinde büyütmüş olsa da bir makama geldiğinde, fark yaratıp, önemli insan olduğunu vurgulamanın peşinde koşan doyumsuz, ihtiraslı insan; ülkenin dışa bağımlılığını, halkın yoksulluk içinde yaşıyor olmuş olmasını hiçe sayarak, saltanat sürer yoksulların üzerinden. Türkiye’de olan-biten de budur aslında. Bir makama erişen insanların şatafatlı yaşamı ve onlara böyle bir yaşamı uygun gören, muazzam bir çoğunluk.

Eğer o çoğunluk böyle uygun görmese, o hiç böyle yapabilir mi?

Daha kendine ait bir otomobili dahi ol(a)mayan Türkiye’nin yöneticileri lüks araçlara olan özlemlerini ithal araçlarla tamamlıyor. Konutları da öyle.

Evde, işte, her yerde, yanlarında maaşını kendi ceplerinden ödemedikleri korumaları, hizmetçileri emirlerine amade.

Rahata, lükse kolay alışan geçmişin yoksul aile çocuğu çoğunluğun duygularını istismar edip oy alarak seçilse de, atansa da bir türlü vazgeçemez makamına devrolunan, döngülü lüks imkânlardan.

Yer, zaman, mekân, isim hiç önemli değil.

Aşağıdaki fotoğraflar her şeyi anlatıyor aslında.

Kıymetli olmak için makam gerek

Üstte, lüksü simgeleyen Almanya’dan ithal makam araçları, alt solda makamsız olduğu için şemsiyesiz duran Gazimiz ve O’nun sağ yanında ise muhtemelen Er rütbesinde, elbisesi, botu giyilmeyecek halde lime-lime olmuş bir Türk askeri nöbette.

Çanakkale Savaşı ve bugün;

Kıymetli olmak için makam gerek

Ne kadar acı bir durum, değil mi? Geçmiş yıllarda hiç böyle giyindirilen bir Türk askeri gören oldu mu?

Aşağıdaki fotoğrafta ise Gazimizin üzerinden akan yağmur daha belirgin görülmekte. Hâlbuki Kurtuluş Savaşı; nice yağmurlar ve yine nice yağmur gibi, bir dolu gibi yağan mermiler, bombalar altında çocuk yerine mühimmata sarılan battaniyeler, örtülerle, şemsiyesiz, makam araçsız verişmişti, kağnılarla…

Kıymetli olmak için makam gerek

Çoğunluğu açlık, yoksulluk sınırı altında yaşatılan, ilahi din duygusu ile uyutulan, adeta esir alınan bir halkın üzerinden saltanat sürenleri, yoksulluk ve açlık sınırında bir yaşamı sürdüren uyanık halkımıza havale ediyoruz.

Önce Kültür

Ana sayfa bağlantısı

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir