LİCE OLAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

LİCE OLAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Ulusların vatan sevgisi ve o’na verdikleri değer, her değerin üzerindedir. Vatan hizmeti ise; “babadan- oğula” aktardığımız en değerli hizmettir. Askerlik mesleğinden gelen bizler, vatanımız ve askerlik mesleğine karşı her zaman bağlı ve onun koruyucusuyuz. Vatan toprağı kutsaldır, asker kışlası Peygamber ocağıdır, saygısıyla yaşarız. Vatana ve askerlik mesleğine yanlış yapanlara karşı olumlu düşüncemiz olmaz. Bu nedenle;

Yirmi yıl üzerine titreyip, oğullarını harp sanatını öğrenmek üzere vatan hizmetine yollayan ana ve babaların, bu kutsal topraklarda elli yıldır yaşadıkları acıları hep düşünürüz. Umuyorum ki, evlatları bu ocağa gitmemiş olanlarımız dahi hepimiz, televizyon haberlerini açtığımızda, yüreklerimiz “kavak yaprağı” gibi titremektedir.

Acı haber görmemek ve duymamak isterken ne yazıktır ki; al bayrağımıza sarılı gençlerimizin şehit haberleri ile karşılaşmaktayız. Her günün bilançosu bir öncekinden beter olarak devam ederken, insanlarımızı derin acılara boğan terörün önü kesilmiyor, reel önlemler alınamıyor. Her Devlet adamının öncelikli görevi, halkının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Elli senedir bu görev yapılamıyor ama; görevimi yapamadım diyerek istifa erdemliliği gösterilmiyor. Her olayda, basın ve medya kanalıyla halkını kandıran siyaset adamlarına Devlet adamı tanımı yapmak istemiyorum. Kararım “aziz şehitlerimiz” adınadır. “evlatlarımızla birlikte şehadet şerbetini içmeye hazırız, buna yemin ettik” demektedirler. Oysa onların çoğunluğu da, evlatlarını askerlik mesleğinden kaçıran siyasetçilerdir. Üzüntüm ise, evlat acısıyla yaşayanlar tarafından alkış tufanına tutulmaları. Ne acayip değil mi? Devlet ve Kamu yönetim anlayışında halkını kandırmak anlayışı olabilir mi? 

Bir yıl önce anımsadığım bir gazetede okumuştum, Vatan hizmetinden kaçan iktidar partilileri:
Önceki Cumhurbaşkanımızın, şimdiki Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın oğul ve damatlarından tutun da, yüzlerce Milletvekili ve Bakan çocukları. Kimi “askerliğe elverişli değildir” çürük raporuyla, kimi de bedelli yasasıyla.
O zaman “vatan için feda edilecek evlatlar” kimin? Halkın çocukları ve onların yiğit evlatlarıdır. 

Kurumsal Devlet anlayışı yok. 

Hak, hukuk ve adalet yok.

Bu koşullarda halkımızın acılarının dineceğine dair inancım kuşkulu olduğundan, hakça ve insanca bir yaşamımızın olabileceği hakkında inancım da kalmadı.
LİCE OLAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Lice’de şehit düşen kahramanlarınızın aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyorum.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir