Bugüne kadar İdare’yi yöneten tüm iktidarlar tarafından görmezden gelinen “Emekli Assubaylarımızın mağduriyetini” içeren bir dosyamız bulunmaktadır. Kapsam konuları hakkında yine meslektaşlarımız tarafından, uzun süreden beri anlatımlarda bulunulmakta ve mağduriyetlerimiz her zemin ve her süreçte yüksek sesle açıklanmaktadır. Bu dosyayı hazırlayan ve teknik bilgi donanımların giydirilmesinde çok özel emek verdiğini düşündüğüm saygı değer meslektaşımız, ağabeyim Fahrettin BAĞRI’yı kutlamak istiyorum. Kendisinin, yarın “adalet çalıştayına” katılarak, hepimizi gururlandıracak açıklamalarda bulunacağını öğrendim. Umarım kamuoyu adına da yararlı olacaktır.
Mağduriyetimize neden olan etkenlerin kökeninde ” VİCDAN ” denilen manevi adalet duygusu yoksunluğu yatmaktadır. Yani; TSK’yı bugüne kadar yönetenlerde olmayan “vicdan yoksunluğu “. Bu konu çok önemli bir sorundur ve değerlendirmeyi içermektedir. Vicdan duygusunun aslında kişinin yüreğinde yani iç dünyasında taşıdığı manevi hukuku olduğunu dikkate aldığımızda, sahip olan kişinin aynı zamanda başarı, yetenek, çaba gibi liyakat kriterlerinin en önemlisi olarak görmeliyiz.
Kısaca; liyakatin anası vicdandır.
Kurumsal Yönetimlerde, yetkilendirme ve görevlendirme yapılırken, bu kritere haiz olan derhal öne alınır. Taşımayan ise yetkiden yoksun edilir. Vicdansız olanın yetkileri almasında doğabilecek tüm sakıncalar hesap edilir. Kanaatim ve kişisel düşüncelerime göre, geldiğimiz nokta, İdare’nin dikkatsizliği sonucu bizi hep vicdansızların yönetmiş olmasıdır. Ulusal bir Yönetim hatası ve yanlış değerlendirme. Aksi olsaydı eğer; yönetim uygulamalarında “hak ve adaletli” olurlardı ve bugün bu dosya da olmazdı, bu tartışmalar da. Bunca emekli meslektaşımız yıllardır “hak ve adalet” diye haykırıyorsa; bu “Adaletli olma istek ve arzusu” olmayan yöneticiler yüzündendir. Vicdanı olmayan birinden hak ve adalet anlayışı beklenemeyeceğinin kesin kanıtı bu olmalı.
Okuduğum bir dokümanda da rastlamıştım: Çağdaş ve Kurumsal ilerleme hedef stratejilerinde vicdan eksikliği bulunanlara yetki verilmemesi gereği hatırlatılıyordu. Bilimsel ve doğru bir saptama olduğu apaçık değil mi? Hümanist, çağdaş, sevgi dolu ve birleştirici. Kendimize baktığımızda, Ulusal mesleklerin en kutsal ve değerli olanı askerlik mesleğinin emeklilerinin gönüllerinde yargılanan, hak ve adalet duygularından yoksun “vicdansızlar ” .
Benim asıl merakım: yüksek yargı katında yüzde yüz değer bulacağına inandığım bu dosyamız için hukuksal eylemlerin başlatılıp başlatılmayacağı. Vicdansızlara karşı hepimizin ortak silahı hukuktur. Hukuka gidelim.
TEMAD’ın yanıt vermesi umuduyla!
30 Ağustos Zafer bayramımızın anma kutlamalarına olan ortak sevinçle Sayın F. BAĞRI ağabeyime sağlık, başarı dileklerimle selamlıyorum.
30.08.2017
