Son günlerde;
Diyarbakır’da küçük bir köyde yaşayan sekiz yaşındaki Narin’in katili 21 Ağustos 2024’ten bu yana halen bulunamadı,
İstanbul’da 19 yaşında 26 suç kaydı olan biri Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit etti,
Yine 19 yaşında, psikolojik sorunlar nedeniyle 5 kez hastanede tedavi görmüş biri İstanbul’da aynı gün yarım saat arayla iki kadını katletti,
İstanbul Beyoğlu’nda yürüyen bir kadına (Birinde 6 suç kaydı) iki kişi (yaş: 27-31) sokak ortasında tacizde bulundu,
Geçmişte Türkiye’de olmadık işler…
Kişiler güven içinde bir yaşamı nasıl sürdürecek?
Sokağa çıkan her kişinin güven içinde olabilmesi için yanına bir güvenlik görevlisi vermek mümkün mü? Böyle bir organizasyona bütçe mi yeter? Kaldı ki güvenlik görevlisinin bile güven içinde olmadığını, Polis Şeyda Yılmaz’ın 19 yaşında 26 suç kaydı olanca şehit edilmesinde görmedik mi? İnsanın, güven içinde olması için sokağa çıkmaması mı gerekiyor? İnsan sokağa çıkamıyor ise nerede kaldı devlet, millet, toplum olmanın özelliği? Vergileriyle; eğitimi, adaleti, güvenliği destekleyen kişiler güvensiz, sağlıksız bir toplum ister mi? Türkiye’nin ekonomik yönden ve toplumsal yönden güçlü olabilmesi için her şeyden önce bilime inanmış bir iktidara ihtiyacı bulunduğu her geçen gün daha da ortaya çıkmakta. Necip Fazıl Kısakürek veya Kadir Mısıroğlu’nu üstat belirlemiş olarak ülkeye, millete bir şey verilemediği ortada. Eğer bugün ekonomi bozulmuş ise, toplumda neredeyse her gün bir olumsuzluk yaşanıyor ise, bu, geçmiş 22 yılın bir toplamından başkaca bir şey değildir. Geçmiş 30-40 yıl öncesi olmadık derecede olumsuzlukların yaşandığı bir dönem yaşanıyor.
Toplu yaşamın güven içinde sürdürülebilmesi için güvenlik unsuru ne derece gerekliyse, ondan daha etkili olan iyi insan yetiştirmek. Dünyaya gelen her çocuğu sevgi ile bilimsel yöntem ile yetiştirmek, toplumuna karşı saygılı iyi bir vatandaş olması, hayatın anlamı ve karşılıklı güvenin oluşması için gerekli. İyi insan yetiştirmek ailenin görevi olduğu kadar Devlet’in de görevi. Devlet, bir insandan, topluma karşı sorumlu davranan insan meydana getirmeyi, devlet içinde yaşayanlar adına yerine getirmek durumunda.
AKP Dönemi’nde 2013’te kaldırıncaya dek çocuklarımız şu ilkeler ile ulus bilinciyle yetişmekteydi:
“Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!”
Birbirinin varlığını korumak, ulus bilinci içinde huzur ve güven içinde yarınlara yürümek…