Atatürk ve Milli Duygu-2 (Din'in Milli Duyguya Etkisi Var mı?)
Genel

Atatürk ve Milli Duygu-2 (Din’in Milli Duyguya Etkisi Var mı?)

Bir önceki yazımızı Atatürk’ün “Ahlâk kutsaldır; çünkü aynı değerde eşi yoktur ve başka hiçbir tür değerle ölçülemez.” tespiti ile bitirmiştik.

Kaldığımız yerden devam edelim…

Atatürk ve Milli Duygu-2 (Din'in Milli Duyguya Etkisi Var mı?)

“Ahlâk kutsaldır; çünkü en büyük ahlâki gerçeklilik sahibi dahi bir etkene bağlıdır. O etken de yalnız ve ancak toplumdur. Ondan başkası yoktur. Tanrılık sıfatında, sembolik bir şekilde düşünülmüş toplum bile vardır. Çünkü vicdanlarımız üzerinde etkili olan ruhsal hayat, toplumun bireyleri arasında yapılan ve ona gösterilen tepkiden oluşur. Gerçekten toplum yoğun bir fikri ve ahlâkî faaliyetin ortak noktasıdır.

Din birliğinin de bir milletin oluşumunda etken olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun tersini görmekteyiz.

Türkler İslâm dinini kabul etmeden önce de büyük bir millet idi. Bu dini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de diğerlerinin Türklerle birleşip bir millet oluşturmalarına etki yapmadı. Bilâkis, Türk milletinin millî bağlarını gevşetti; millî duygularını, millî heyecanını uyuşturdu. Bu pek doğal idi. Çünkü Hz. Muhammed’in kurduğu dinin amacı bütün milliyetlerin üstünde kapsamlı bir ümmet siyaseti idi.(1)” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Bir arada yaşamanın getirdiği genel kuralların varlığı, toplumun sosyal yaşamına, geleceğine önemli katkılar sağlamaktadır. Burada önemli olan husus, ahlâk kurallarının toplumu içe kapanıklığa sürüklemeyecek, gelişimini engellemeyecek şekilde, toplumsal yaşamın her alanda bir ahenk içerisinde sürdürülmesinin sağlanmasıdır…

Ahenk bozulduğunda İran gerçeği ortaya çıkıyor!

Anka kaynaklı olarak 02.12.2008 tarihinde Radikal Gazetesi’nde yer alan “İran, gençlerdeki HIV olaylarında dünya birincisi çıktı” başlıklı haberi, oldukça düşündürücü.

AIDS’te dünya birinciliği bir şeriat ülkesinde.

Haber kısaca şöyle: “İran’da halen HIV pozitif 70-80 bin kişinin bulunduğu bildirilirken, İran’daki tehlikeli cinsel ilişkilerin ülkede bir AİDS dalgasını yarattığı kaydedildi. Bu arada, İran’ın, gençlerdeki AIDS olaylarında dünya birincisi.(2)”


Yıllarca AB ülkelerinde örgütlenmelerine izin verilen ve Türkiye’de şeriat peşinde koşan ilimden, bilimden uzak, maddi çıkar ve menfaat sağlayıcı grupların, demokratik yolları kullanarak insanları götürmek istedikleri noktalardan birisi de, belki de budur…

Atatürk’ün “Milli Duygu” bölümünde ele aldığı bir diğer husus da Türklerin İslam dinini kabulü ile ilgili olandır.

Türklerin İslâm dinini kabulüne ilişkin değişik görüşler bulunmakta. Kimi tarihçiye göre Türklerin Müslümanlığı kültürel etkileşim sonucu olarak gönüllü seçtiği, kimisine göre ise zorla kabul ettirildiği görüşü savunulmakta.

İslâm dininin Araplarca nasıl yayıldığını “Araplar ve Türkler” başlıklı yazı dizimizde ele almıştık. Bu konuda pek çok kaynak kitap var. Türk toplumunun yaşamının her alanını etkileyen, yaşanan bu büyük değişimin nasıl gerçekleştiği incelenmeye değer… 08.12.2008

Orhan Kaya

Kaynaklar:

(1):Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Ankara, 2000, s.31-32

(2):http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=911099

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir